İlk Onbir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlk Onbir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2009 Cuma

Özer de Şans Bekliyor

Fenerbahçe ile 4yıllık sözleşme imzaladıktan sonra ameliyet olan Özer Hurmacı, sakatlığının geçmesi ile 18 kişilik maç kadrosunda yer almaya başlamasının ardından, ilk onbirde şans bulmayı arzulayan kulübedeki isimlerden biri olmaya başladı. Birçok spor adamına göre oldukça yetenekli olan ve hatta Alex'e veliaht olabilecek kalitede olduğundan bahsedilen Özer Hurmacı bakalım ne zaman ilk onbirde kendine şans bulacak? Ya da şöyle diyelim; Daum ona ilk onbirde forma şansı bakalım ne zaman verecek? Rotasyonun gündemde olduğu bu dönemde belkide Antalyaspor maçı ile formaya kavuşabilir Özer hurmacı. Bekleyip göreceğiz.

24 Eylül 2009 Perşembe

Futbolcular Neden Bal Yapmayan Arılar Gibi?


Guiza, sezona iyi başlamasına rağman son haftalardaki görüntsü ile geçen seneki halini bile anımsatır oldu. Ancak eleştiri almasının nedeni gol atamaması değil, top alış-verişinde topun şiddetini ayarlayamaması ya da kendisine gelen topları ancak 3metre ötede kontrol edebilmesi ve topu tutarak arkadaşlarının kendisine yaklaşmasını sağlayamıyor olmasıdır. Bu hareketleri de pozisyonların heba olmasına sebep oluyor. Semih ise top alış-verişi top istopunu yapışı ve topu saklayarak arkadaşlarının gelmesini sağlaması ile Guiza'dan daha iyi olmasına karşın, Daum'un onu maçın son dakikalarına kadar tercih etmemesi bu noktada takımın sıkıntı yaşamasına ve Guiza'nın tepki toplamasına sebep oluyor. Ancak şu da bir gerçek ki Guiza tek forvet oynamanın ceremesinide çekiyor. Öte yandan Kazım, Alex, Santos ve bu üçlüye destek veren Emre(ya da M.Topuz), Guzia ile ne kadar iyi top alış-verişinde bulunursa gol pozisyonuna girmemiz o kadar kolay olacaktır. Şu halde buradaki sıkıntı nedir? Guiza cephesinde durumu özetledikten sonra, önce sağ kanatta yer alan Kazım ile başlayalım.

Kazım, herhesin de kabul ettiği gibi saha içi disiplini düşük, savruk bir oyuncu olmakla birlikte, hızı, fiziği ve yumuşak bilek hareketleri ile her zaman bir takım için önemli bir silah. Şu halde Kazım'ın maçlarda hangi özelliklerinin öne çıkacağı takımın başarısı için önem arz ediyor. Bir maçta bakıyorsunun kademeye giriyor, bire birde rakibini kolay geçip, tek pas yapıp güzel ortalar çıkarıyor ve arkasında oynayan Gökhan'a yardımıcı oluyor, Gökhanın hücüma katıldığı anda onun yerine geçererek savunma zafiyeti oluşmasını engelliyor. Sol kanattan gelen akınlarda ceza sahasına girerek hücum gücünü arttırıyor. Diğer taraftan başka bir maçta teke tek yakaladığı savunma oyuncusunu geçebileceği halde üzerine gitmeyip, savunma oyuncularının sayısı 2 ya da 3 olduğunda çalım atmaya çalışıyor ya da kötü bir orta yaparak topu kaybediyor. Kimi zaman orta yapması gerektiğinde bunu yapmayıp, topla fazla oynuyor topu kaptırıyor, bu da pas bekleyen Alex, Guzia ve Ters kademeden içeri girmesi gereken Santos'u oyundan düşürüyor. Bu şekilde oynayınca da stadtaki ve ekranları karşısındaki Fenerbahçe taraftarını çileden çıkarıyor ve tepki topluyor.

Hemen Guiza'nın arkasında oynayan Kaptan Alex. Hiç kimse Alex'in verdiği paslardan, attığı ara toplarından ya da oyun zekasından ya da Guiza'nın boşaltığı yere giderek gol pozisyonuna girmesinden olumsuz yönde bahsedemez. Ne var ki Alex'te herşeyi zamanında doğru olarak yapmıyor. Alex oyun tarzı ile ceza sahasının önünde etkili, o bölgede hareketli olarak rakip takımı zor duruma sokan bir oyuncu. Ancak Alex bu bölgeden ayrıldığı takdirde etkisini kaybediyor. Malesef Alex bu aralar top almak veya markajdan kaçmak için çok fazla geri geliyor. Alex geri geldikçe takım o bölgede etkisini kaybediyor. Guzia yanlızları ve acıların çocuğunu oynamak zorunda kalıyor. Alex'in maçta orta sahaya gelerek Cristian ya da Emre ile 2metrede top alış-verişinde bulunması kadar gereksiz bir hareket olmuyor maçta. O bölgeye gelip top alma yerine o bölgede oynayan oyuncuların kendi bölgesinde Alex'i buluşturması ve Alex'in bu bölgede iken top istemesi gerekiyor. Takıma faydalı olmak için bütün eforunu Alex bu bölgede kullanmalı.
Andre Santos, bu seneki yeni transferimizin attığı gollere, ayaklarına ve topa olan hakimiyetine, topu vücudunu kullanarak saklamasına diyecek bir sözümüz yok. Ancak Andre öncelikle asli görevi olan sol açıkta oynamalı bu bölgeden gelecek kanat organizasyonlarını gerçekleştirmeli topu, golü atacak kişilere taşımalı ilk aşamada. Ancak Santos çoğu zaman topu alınca içeri katedip gol atmayı hedefleyince, kanattan uzaklaşarak Alex'in bulunduğu alana kayıyor. Buda o bölgede gereksiz bir kargaşaya sebep oluyor. Belediyespor maçında birkeresinde nerdeyse Alex ile çarpısıyordu. Halbuki Santos'un, Kazım'ın ya da Gökhan'ın sağ kanattan gelişinde yapacakları ortalardaa sol açıktan ceza sahası içine girerek hücuma katkıda bulunması gerekiyor. Kademesini sürekli boşlatıp ceza sahasına yöneldikçe arkasında oynayan Vedersonu(Carlos) rakip ataklarda yanlız bırakarak zahaf oluşmasına sebep oluyor. Santos ve Kazımın bu açıklarını kapatmak için ise Emre(Topuz) ve Cristian ise daha fazla savunma ağırlıklı oynamak ve o bölgede daha fazla mücadele etmek zorunda kalıyor. Böyle olunca topu ileri taşımak güçleşiyor, Alex topu almak için geri gelmek zorunda kalıyor ve kısır bir döngü oluşuyor. Bunu kırmak Fenerbahçeli oyuncuların ve Daum'un elinde.Bunu başaracak yetenek ve gücüde sahipler. Ama teşhisi önce doğru koymak gerekiyor. Futbolcular 6da 6 yapmış olmanın verdiği biraz stresle olsa gerek asli görevlerini yapmadan başka şeylere soyunuyorlar bu da oyunu kişiselleştiriyor. Tabii şuda unutulmamalı ki bu takımda Santos ve Cristian yeni olmakla birlikte Kazım, Emre ise bu dönem ilk onbirde yer alıyor. Dolayısıyla orta alandaki bu dörtlü ve önlerindeki Guiza ve Alex'in bu dörtlü ile ilk kez bu sene bir arada oynuyor. Hazırlık maçlarındaki ve ligin ilk maçlarındaki rakiplerin zayıf olmaları futbolcular arasındaki uyum sorununu göstermiyordu. Ancak maçların zorluk derecesi artıkça takım oyununun ön plana çıkması gerektiği durumlarda bu uyum yada uyumsuzluk bir problem olarak ortaya çıkıyor. Bunun içinse biraz zamana ihtiyaç var.

İlk haftalardaki eleştirilere rağmen ilerleyen haftalarda maçların zorluk kalitesi arttıkça, Bilica'nın defanstan topu oyuna sokuşu iyice önem kazanıyor. Seyirci ve taraftar gözünde bu da Bilica'nın performasını arttırıyor. Geçen seneki Fenerbahçe'ye oranla bu sene Fenerbahçe'nin kazandığı en önemli artıda bu. Santos ve Kazım, Emre(M.Topuz) ve Cristian'ın işini ne kadar zorlaştırıyorsa Bilica da o kadar kolaylaştırıyor. Burada tabii Lugano'nun performansı ne kadar iyi olursa Bilica'nın hücum gücüne vereceği katkıda o kadar fazla olacaktır. Şu aralar Lugano'nun performansı pek iyi olmadığından Bilica Lugano'nun açıklarını kapamak ve zor durumda kalan Vederson'a savunma bölgesinde yardımcı olmak adına gerekenden fazla güç harcıyor. Bu durumda Bilica'nın yıpranmasına ve hata yapmasına sebep oluyor.
Belediyespor maçında Emre'nin yokluğunda onun yerinde oynayarak o bölgedeki görevleri üstlendi Topuz. İlk yarı sonunda en çok koşan futbolcu istatistiklere göre Topuz olmuş. Zaten o bölge de Kazım ve Santos'un savruk savunma anlayışı nedeniyle malesef bunu gerektiriyor. Öte yandan Topuz bu kadar koşmasına ve performans göstermesine karşın ilk yarıda topla çok az bulaşabildi neredeyse hiç buluşmadı diyebiliriz bu harcanan performans düşünüldüğünde. Topla buluştuğu anlardan biri de ceza sahasına yakın bölgede kazandığımız ve Vedersonun golü ile maçı kazanmamızı sağlayan frikik pozisyonu idi. Topuz'un topla daha fazla buluşması takımın hücum gücünü arttıracaktır. Emre oynadığında diğer oyuncuların onla uyumu fazla olduğundan Emre daha fazla hücuma katkıda bulunuyordu. Ancak Topuzla yeterince bu uyum sağlanamadığı için Topuz takımın en çok koşan elemanı olmasına karşın o kadar etkili olamadı. Buda takımın direkt performasına etki yapıyor. Cristian ise kalan 6 hafta sonunda anlaşıldığı üzere daha fazla defansif karakterde oynuyor ve hücuma katılma konususunda insiyatif almayınca da bu iş yanında oynayan diğer isme kalıyor. Eğer Cristian savunma konusunda ve rakipten çaldığı topları kullanma konusunda gününde değilse buda Fenerbahçe için tehlike çanlarının çalmasına sebep oluyor ve yanında oynayan kişinin de direkt oyununu bozuyor.
İ.B.Belediyespor maçında, maçın tek golünü atan Vederson, maçın kazanılması ve 3puanın alınmasındaki en önemli isim oluyor. Peki Vederson maçta gol dışındaki pozisyon haricinde ne yaptı. Maçı izleyenler hatılayacaklardır ki golü atmasa takımda Guiza, Kazım ile birlikte en çok ıslıklanacak oyuncu olacaktı. Vederson'un eski gücünden uzak olmasının yanında, maçta hatalarının ön plana çıkmasına sebebi, sadece sol kanattan yaptığı ortaların birinin bile ceza sahası içine düşmemesi ya da Fenerbahhçeli oyunculara gitmemesi değil, Santos'un önünde asli görevlerini yapmayıp, başka işlere soyuyor oluşu ve Vedersonun bu açıkları kapamak için ekstra güç harcamak zorunda kalıyor oluşudur. Benzer durum Gökhan Gönül içinde geçerli. Kazım'ın savruk oyunu nedeniyle zor durumlarda kalan Gökhan Gönül'ün son maçlardaki performans düşüsü ve asabiyeti de Kazım'ın açıklarını kapamak için harcadığı ekstra güç ve bunun getirdiği yıpranmadır. Bu ekstra gücü bu oyuncular takımın hücum gücünü arttırmak yerine açık kapamak için uğraşıyorlar.

Peki hal böyle iken ne yapılmalı. Kısa vadede Kazım'ın savruk oyunu ya da Santos'un sürekli içeri katetme dürtüsü giderilemeyeceği için yada Guiza'nın top istopetme, topu saklama ve top şiddetini ayarlama kabiliyeti bir günde düzelmeyeceğine, Vederson'un ortaları yerini bulmayacağına göre;

1.Sol kanatta Santos, defansa çekilerek önünde Uğur(Özer denenebilir) konulabilir. Böylece Santos Brezilya da oynadığı asıl mevkiye ve asıl görevine döner. Belki Uğur'un kanat organizasyonlarındaki beceriksizliği Santos'un yeteneği ile birleşirse daha etkili olma şansı elde edebiliriz. Ayrıca defansa, defanstan topu çıkaracak Bilica ve Gökhan Gönül'ün yanı 3. bir ismi ekleyerek ortada bulunan Emre(Topuz) ve Cristianın yükü hafifletilir ve bu oyuncuların hucüma yönelmesi sağlanır. Bu şekilde Alex'in geri gelmesi engellenerek etkin olduğu alanda kalması sağlanır ve takımın hucüm gücü artar.

2. Sağ Kanatta Kazım ilk tercih olmaktan çıkartılarak, Kazım'ın yerinde Topuz'a ya da Topuz Emre'nin yerinde oynadığında ise Devid'e şans verilmeli. Bu şekilde Gökhan Gönül'ün daha etkin olması sağlanır. Ancak Deivid oynadığında Guiza yabancı kısıtlaması nedeniyle yedeğe çekilmek zorunda kalacak, yerine Semih koyulacak haliyle. Semih'in şu an için kadroda ilk onbirde yer alması daha iyi olacaktır. Emre oynadığında Topuz, Sağ kanatta düşünülebilir. Bu durumda Guiza ilk onbirde sahaya çıkabilir. Benim tercihim bu olmaz ama bir alternatif olarak düşünülebilir.

3. Alex yerine Deivid ile başlanabilir. Alex ilerleyen dakikalarda savunma oyuncuları yorulmaya başladığında girebilir. Maça Deivid ile başlamak önde onun presinden faydalanmak zor maçlarda rakibin defanstan kolay top çıkarmasını engeller. Skor avantajı elde edildiğinde topu daha iyi kullanan ve daha iyi saklayan Alex oyuna alınarak hücum gücü arttırılabilir. Böylece maçın kolay koparılması sağlanabilir.

Takımın böyle bir rotasyon ve onbirle mücadele gücünün artacağını düşünüyorum. Nacizane bir fikir tabi bu benimki.

*Volkan

*G. Gönül *Lugano *Bilica *Santos

*M.Topuz *Cristian *Emre *Uğur(Özer H.)

*Deivid(Alex)

*Semih

Antalya maçında Emre oynayamacağı için yerine Selçuk monte edilebilir ya da Deivid sağda M.Topuz, Emre'nin yerinde ve Alex ilk onbirde başlar ki bu daha mantıklı bir yaklaşım olur. Kazım oynarsa, artık bize gününde olması için dua etmek düşer:)

Dolayısıyla Antalya karşısında şu onbirle oynarsak, daha etkili bir Fenerbahçe izleme şansı buluruz.

*Volkan
*G. Gönül *Lugano *Bilica *Santos
*Deivid *Cristian *M.Topuz *Uğur(Özer H.)
*Alex
*Semih

11 Eylül 2009 Cuma

Ne Oluyor Topuz?

Bu ne Babo! Futboldan umudu kestin, kendine başka bir meslek mi ediniyon :)

Mehmet Topuz'un Fenerbahçe Gazetesi'ndeki röportajı burada. Bursaspor maçında sahada görmeyi bekliyoruz Mehmet'i. Bu önemli maçta kendisine Emre'nin yokluğunda çok iş düşüyor. Orta sahamızda atakları başlatacak ve oyuna yön verecek isim olacak Topuz. Bu maçta kilit isimlerden biri, iyi oynayıp oynamaması maçın neticesine doğrudan etki edecek. Maçta gözümüz üzerinde olacak haliyle. Gününde olursa bu zor deplasmandan 3 puan almamız kolay olur. Hadi hayırlısı, vira Mehmet vira...

İlginizi çekebilir:

3 Eylül 2009 Perşembe

Bitsin Bu Hasret Topuz

Belli ki ligte en az iki hafta takımımızda Emre'yi göremeyeceğiz. Malum Manisaspor maçında görülen kırmızı kartın asgari cesası bu. Daha fazla ceza gelirse de cabası olur. Milli maçlar nedeniyle lige hazır ara verilmişken sakatlıkları geçen futbolcularımız umarım daha iyi çalışır ve takıma girer. Takımda ilk onbir de görmek için beklediğimiz futbolcularımızdan Mehmet TOPUZ'un bu arayı iyi geçirmesi, oynayacağımız Bursaspor maçı için son derece önemli. Teknik Direktörümüz Daum ve teknik heyet bunun için fazla mesai yapmaya başlamış bile. Mehmet'in, sakatlığı dışında oynamaması ile ilgili yapılan bir çok spekülatif haberi, Bursaspor maçında takımda ilk onbirde yer alarak ve oynayacağı muhteşem futbol ile cevaplamasını bekliyorum. Bitsin bu hasret Topuz görelim seni yeşil sahada. Birde resimde Daum, nasıl izliyor öyle kuvvet egzersizindeki Topuz'u.

7 Ağustos 2009 Cuma

Tehlike Çanları Çalıyor... Bu Kez Daha Gür!!!


Honved ile oynan rövanş maçı belki bir formalite maçı idi. Ancak maçın çok önemli göstergeleri oldu ve bazı görünmek istemeyen sorunlar su üstüne çıktı. Evet Fenerbahçenin zaten tur atlayacağını biliyorduk. Karşılaşmanın seyircisiz oynanması ve ilk maçın skorunun etkisiyle müsabaka, formalite maçı havasında geçti. Ancak bu maçın en önemli göstergeleri ve çıkarılacak dersleri, benimde sürekli dile getirdiğim sağ bek için bir alternatifin olmayışı ve stoper konusundaki eksiklik oldu. Bilica'nın bu maçta olduğu gibi kırmızı kart görmesi veya sakatlanması durumunda fenerbahçenin en büyük sorunu defans bloğunda olacaktır. Bilica'nın play-off maçında oynamayacak oluşu şimdi nasıl çözülecek? Önemli bir rakip çıkar ve Avrupa Ligine kalınamazsa sonuçlarına nasıl katlanılacak? Yine aynı şekilde Gökhan'ın sakatlığı yada cezalı olması durumunda bu seferde defansın sağ tarafı için bir alternatifin olmayışı başka bir sorun olarak görünüyor. Yine aynı şekilde Süper Lig'te önemli bir maç öncesi yaşanacak bu tip problemler istenmeyen puan kayıplarına neden olacaktır. Forvet içinde aynı durum söz konusu. Semih ya da Guiza'dan birinin sakat birinin cezalı olması durumunda forvette kim oynayacak. Bu maçta semih sakatlığı nedeni ile yoktu. Peki Guiza da cezalı olsaydı ve bizim kazanmamız gereken bir maç olsaydı, Fenerbahçede forvette kim oynayacaktı? Bugün Bilica ile defansta yaşadığımız durumu forvet hattında da benzer bir sorun yaşayıncaya kadar gündeme almayacakmıyız. Daha öncedende defalarca belirtiğim gibi bu mevkilere transfer yapılmalı. Bu maçta net bir şekilde beliren bu tehlike sinyalleri için hemen önlem alınmalı. Lig, Avrupa ve Türkiye kupası mücadelesi uzun bir maraton, mutlaka kartlar ve sakatlıklar olacaktır. Eğer bu üç kulvarda da mücadeleyi sonuna kadar sürdürmek ve başarılı olmak istiyorsak gereken yapılmalıdır.

22 Temmuzda Fenerbahçede son transferler ve ilk onbir? başlıklı yazıda ve 15 Temmuzda Fenerbahçe transferde nereye gidiyor? başlıklı yazıda ne demiştik? Bu maçla ozaman söylediklerimizi tüm açıklığı ile gördük. Kısacası bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki dile getirdiğimiz eksiklikler su üstüne çıktı ve Fenerbahçemizde maçtan önce duyulmayan veya duyulmak istenmeyen tehlike çanları bu maç ile daha bir gür çalmaya başladı. Umarım yönetim teknik heyet ve sayın Kocaman bu sesi duyar, gerekli önlemler alınır ve hal bu iken umarım bu üç mevkiye transferler yapılır. Yoksa sene sonu bizim için hayal kırıklığı ile sonuçlanır.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Fenerbahçede son transferler ve ilk onbir?

Fenerbahçemizin yaptığı son iki süper transferden sonra takımın ne kadar güçlendiği, daha transfer yapılıp yapılmaması gerektiği, yapılması gerekiyorsa hangi mevkilere yapılması gerektiği (ki sayın Daum transfer yapılmasını istiyor) ve transferlerin acaba doğru yerlere yapılıp yapılmadığı konusunda bende bazı soru işaretleri oluştu. Oturdum, sahaya girecek ilk onbirde kimler olur, bu ilk onbirde altı yabancı kimler olabilir, hangi yabancılar yedek kalabilir, saha dizilişi ve oyuncu değişiklikleri muhtemel nasıl olabilir diye düşünüp bu soruların yanıtlarını aradım. Yukarıdaki resimde görülen muhtemel onbiri oluşturmaya çalıştım. Resimde de görüldüğü üzere yeni transferleri takıma yerleştirdikten sonra, takıma en az iki transfer daha yapılması gereği ortaya çıkıyor. Bu yapılması gereken transferlerden bir tanesininde kesinlikle ilk onbirde oynayacak yapıda ve savunma oyuncusu olması gerekiyor. Kısacası Bilicanın yanına transfer yapılmalı ve Bilica'nın açıklarını kapayacak kadar hızlı ve aynı zamanda kafa hakimiyetide olacak özleklikte olmalı bu futbolcu. Yukarıdaki dizilişte sahada beş yabancı bulunmakta dolayısıyla bu durumda savunmaya alınacak futbolcu yabancı olabilir. Tabiki Edu'nun sözleşmesi askıya alınır yada Kaptan Alex türk vatandaşı yapılırsa bu durum mümkün olur. Zira Fenerbahçenin hali hazırda 8 sözleşmeli yabancısı bulunmakta. Yukarıdaki saha dizilişinde görüldüğü gibi birde forvet mekiine transfer yapılması gerekiyor. Savunma oyuncusu ya da forvet oyuncusundan biri ancak yabancı olabilir ( sahada en fazla altı yabancı olacağından ). Forvet mekiine alınacak futbolcu tercihen bence türk olmalı( Halil Altıntop tercih sebebidir ). Zira defans bloğuna düşünülecek futbolcunun şuan Türkiye(güzel ülkem)'den olması mümkün gözükmediği için, yabancı olmasını gerektiriyor. Dolayısıyla forvete türk futbolcu alınmasını da zorunlu kılıyor. Resimde mavi bölge içine aldığım orta saha bölgesinde ise Daum farklı kombinasyonlar deneyebilir. Ancak Kaptan Alex, Cristian ve Deivid'in bu bölgede oynaması en kuvvetli adaylar olması ve sol bekte Andre'nin oynayacak olması ve savunmada Bilicanın banko olarak gözükmesi, ayrıca alınacak savunmacının yabancı olması durumu göz önüne konduğunda Guzia ve R. Carlosa yedek kulübesi gözükmektedir. En kuvvetli ihtimal ise Guiza'nın oynaması olur ki buda Deivid'in yedek olacağı anlamına gelir. Şu halde Guziza'nın oynaması forvete alınması gerekli futbolcunun yine türk olmasını gerektiyor. Zira kenardan sokulmak istenecek bir yabancı oyun şablonunu bozmasın (özellikle defans bloğunu). Pek gözükmüyor olsada bence sağ beke Gökhan'a bir alternatif yaratılmalı. Zira ne Önder Turacı ne de Ali Bilgin o mevkiin adamı. Ancak daha evvel o bölgede oynatıldıkları için yazdım. Ali daha çok orta saha ve sağ açık oyuncusu iken, önder Billica ve Bekir tarzı bir futbolcu. Sonuç olarak: Son iki transferler takıma mutlaka güç katacaktır ancak öncelikli bölgelere yapıldığı kanaatinde değilim. Ama artık transfer gerçekleştiğine göre takım için yapılacak yada yapılması gerekekenleri bir sıralayalım.
1. Transfer şart üstelik bir savunmaya ve birde forvete.
2. Edunun sözleşmesi askıya alınmalı, yada Alex türk vatandaşı yapılmalı. Mümkünse ikisi birden yapılmalı :)
3. Gökhan Gönül'ün mevkisine onu aratmayacak bir futbolcu gerekiyor. ( tercihen Hamit Altıntop )
Kısacası forvete Halil Altıntop Alınır ve yanında Hamit Altıntopta gelirse Ballı Kaymaklı Ekmek Kadafı olur :) Zira hamit hem orta saha hemde Gökhanın yeri için biçilmiş kaftan :) ve sağ bek için gerekli altenatiflerde fazlalaşmış olur. Ayırca yabancı kontejyanı etkilenmemiş olur.
O zaman yükselerek arşa değer şanımız ve o zaman belki üst üstte 3sene şampiyon takımımız:)
Transfer ile ilgi daha evvelki Fenerbahçe transferde nereye gidiyor? yazımda bugün yazdıklarıma ışık tutuyor. İncelemenizde fayda görüyorum :)
Saygı ve sevgi ile kalın...