''Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı, doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır.'' ''Doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmak ise erdemdir.''
Dileğimiz sene sonunda asıl bu keyfi yaşamak. Öte yandan kim ne derse desin, ilk yarıyı lider kapamanın keyfini rakiplerimizin kursağında bıraktık ya, bu da Fenerbahçeyi rakiplerine oranla daha fazla eleştiren Fenerbahçe düşmanlarına kapak olsun. Bu keyfi bize yaşatan takımıza teşekkür ediyoruz. Turkcell Süper Lig'in ikinci yarısında takımın daha iyi bir performans göstereceğine olan inancımız da perçinlendi.
Maçın hemen başları, Guiza ceza sahası dışından çok güzel bir şut atıyor, kaleci parmaklarının ucu ile dokunuyor ve top direğe çarparak dışarı çıkıyor. Sonra dakikalar ilerliyor. Guiza gol pozisyonlarını bir bir harcıyor. Hele maçın 33. dakikası öyle bir gol kaçırıyor ki bu kadarda olmaz dedirtiyor. Ama gol kaçırmak olunca ve hele pozisyona giren kişi Guiza olunca pek te şaşırmamak lazım. Zaten bende pek şaşırmadım. Nitekim fotoğraf ta dikkat ediyorsanız Guizan'ın kaçırdığı gol pozisyonları ile alakalı değil. Tamam, attığı golde Alex'in kafa ile indirdiği topu alışı ve gol yapışı şaşırttı ama mevzu bu da değil. Golü attıktan sonra takımla bütünleşmesi ve sonra yedek kulübesine giderek Semih'le kucaklaması varya bu gerçekten şaşılacak şey. Santos ile Uğur'un barışması üzerine yazdığımız yazı üzerine bir de Guiza ile Semih bu görüntüyü verince, Hayda... Ne oluyoruz şimdi dedim! Bu görüntüler acaba futbolcuların içinden gelen ve birlikteliğin kuvvetlendiğini gösteren samimi hareketler mi? yoksa basında son zamanlarda Fenerbahçe alehine çıkan maksatlı yazılara bir cevap olsun diye yapılan göstermelik hareketler mi? diye düşünmeden edemedim. Resimlerdeki kişilerin yüzleri ve ayrıca görüntüleri izlerken algıladığım, futbolcuların gösterdikleri samimiyet bende, bunun gerçek olduğu ve takımın birlik, beraberlik duygusunu daha da geliştirdiği kanaatini uyandırdı. Öte yandan Guiza'nın özellikle son iki maçtır gösterdiği bu davranışlar takımda kalmak istiyor düşüncesini iyice kuvvetlendirdi. Bakalım devre arası gideceğine kesin gözükle baktığımız Guiza olayında ne gibi gelişmeler yaşanacak. Bekleyip göreceğiz...
Galibiyeti getiren golün ayağı Uğur Boral, maçtaki performansı ile ilk onbir için çoktan hazır olduğunun sinyalini verdi. Solda Andre Santos ile bir süre oynamaya devam ederse, Carlos'lu sol kanat arayışına, Carlos'un gidişi ile de artık bir son vermiş oluruz. İkili arasında biraz uyum problemi gözüksede Fenerbahçe için sol kanatın en doğru iki ismi olacaklar düşüncesindeyim. Bu maçta oynayan, yedek kadroda görmeye alıştığımız ve hatta bazen kadroya dahi giremeyen oyuncuların performansları göz doldurdu. Özellikle Bekir'in sahaya koyduğu mücadele herkesin gözüne çarpmıştır diye düşünüyorum. Orta alanda Deniz oldukça iyi idi. Sakatlıktan tamamen kurtulduğunu ve hazır olduğunu gösterdi. Ancak son haftlarda oynayan Selçuk için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Akşamda çok fazla pas hatası yaptı. Oynadığı bölgede yeterince hızlı düşünüp hareket edemiyor. Takımın atak organizasyonlarının bu bölgeden başlaması sırasında yavaş kalıyor, bu da takıma hatal bir görüntü veriyor. Özer ise bu maçla beraber yükseliş grafiğine devam etti. İlk onbirin değişmez ismi olma yolunda. Sahaya kaptan olarak çıkan Semih gol pozisyonu girilen ataklarda etkin gözükmesine karşın maç genelinde performansı düşüktü. Guiza sanki bu maçta takımda kalmak ister bir hava içinde, takım için oynamaya çalışıtı. Devre arası akibeti belli olur. Takım için hayırlısı artık.
Takımımız, Twente maçını kazanarak UEFA Avrupa Liginde grubu lider kapamayı garantilemişken, Guiza'nın 80 dakika boyunca sahadaki becerisizliğine bakmaksızın oyundan alınışına gösterdiği bu tepki, üstelik teknik direktörünün ona bu zamana kadar her seferinde sahip çıkmış olmasına karşın, takımda kalmak istemediğinin açık beyanıdır. Yönetim ve Teknik Heyet takım içi huzurun sağlanması için artık Guiza'ya yol vermelidir. Muhtemelen Guiza devre arası kendine gidecek bir kulüp bulmuş. Zira bu kadar pervasızca böyle bir hareket yapabildiğine göre onu bekleyen bir takım var demektir.
Maçtan alınır alınmaz, Koch'un müdehale etme çabasını boşa çıkararak direkt soyunma odasına giden, gol sevinçlerinde bile takımla bütünleşmeyen Guiza, artık sanırım sayın DAUM'unda gündeminde ilk sırayı alacak gönderilme konusunda. Takımın kangren olmaya yüz tutmuş bir parçası ve en kısa zamanda takımla bağlarının koparılması gerekiyor bence. Devre arası anlaşılan şu ki Carlos dışında Guiza da takımdan ayrılacak.
Geçen sene Fortis Türkiye Kupası, bu sene ise Ziraat Türkiye Kupası ismi ile oynanacak olan Türkiye Kupasında grup kuralları çekildi ve maç programı belli oldu.Grup A
Grup B
Grup C
Grup D
-1. HAFTA-
23 Aralık 2009 Çarşamba
A Grubu: Fenerbahçe-Altay, Antalyaspor-Eskişehirspor, (Tokatspor bay)
B Grubu: Denizli Belediyespor-Ankaragücü, Galatasaray-Trabzonspor, (Orduspor bay)
C Grubu: Giresunspor-Bursaspor, Sivasspor Tarsus İdmanyurdu, (Denizlispor bay)
D Grubu: Manisaspor-Beşiktaş, Konya Şekerspor-Kasımpaşa, (İ. B. Belediyespor bay)
-2. HAFTA-
10 Ocak 2010 Pazar
A Grubu: Tokatspor-Antalyaspor, Eskişehirspor-Fenerbahçe, (Altay bay)
B Grubu: Orduspor-Galatasaray, Trabzonspor-Denizli Belediyespor, (Ankaragücü bay)
C Grubu: Denizlispor-Sivasspor, Tarsus İdmanyurdu-Giresunspor, (Bursaspor bay)
D Grubu: İ. B. Belediyespor-Konya Şekerspor, Kasımpaşa-Manisaspor, (Beşiktaş bay)
A Grubu: Altay-Eskişehirspor, Fenerbahçe-Tokatspor, (Antalyaspor bay)
B Grubu: Ankaragücü-Trabzonspor, Denizli Belediyespor-Orduspor, (Galatasaray bay)
C Grubu: Bursaspor-Tarsus İdmanyurdu, Giresunspor-Denizlispor, (Sivasspor bay)
D Grubu: Beşiktaş-Kasımpaşa, Manisaspor-İ. B. Belediyespor, (Konya Şekerspor bay)
-4. HAFTA-
17 Ocak 2010 Pazar
A Grubu: Antalyaspor-Fenerbahçe, Tokatspor-Altay, (Eskişehirspor bay)
B Grubu: Galatasaray-Denizli Belediyespor, Orduspor-Ankaragücü, (Trabzonspor bay)
C Grubu: Sivasspor-Giresunspor, Denizlispor-Bursaspor, (Tarsus İdmanyurdu bay)
D Grubu: Konya Şekerspor-Manisaspor, İ. B. Belediyespor-Beşiktaş, (Kasımpaşa bay)
-5. HAFTA-
27 Ocak 2010 Çarşamba
A Grubu: Eskişehirspor-Tokatspor, Altay-Antalyaspor, (Fenerbahçe bay)
B Grubu: Trabzonspor-Orduspor, Ankaragücü-Galatasaray, (Denizli Belediyespor bay)
C Grubu: Tarsus İdmunyurdu-Denizlispor, Bursaspor-Sivasspor, (Giresunspor bay)
D Grubu: Kasımpaşa-İ. B. Belediyespor, Beşiktaş-Konya Şekerspor, (Manisaspor bay)
Andre Santos attığı şık gol ile perdeyi açtı ve Fenerbahçemizin Avrupa Kupalarındaki 199 golünü atarak 200. gole yaklaştırdı. Kaptan Alex, Santos'a nazire yaparcasına attığı çalımlar ve sut ile perdeyi kapatan ve Steaua Bükreş'in tüm umutlarını bitiren golü attı. Avrupa Kuparında 200. golün de asistini yapan Kaptan Alex, Fenerbahçemizin 201. golünü atarak 300. golün startını vermiş oldu.
Bilica Fenerbahçemizin Avrupa Kuparındaki 200. golünü atarken hem yediğimiz goldeki pozisyon hatasını telafi etti hem de 200. golü atarak Fenerbahçe tarihindeki yerini aldı.
Günlerden beri kimin kazanacağı merak edilen ve bunun için nice anketler yapılan derbi maçı sonunda oynandı ve bitti. Kimi anketler fiyasko çıkarken kimisi ise sonucu doğru olarak tahmin etti. Bizce sonuç malumdü. Maç, Kadiköy'de galibiyetle sonuçlanacak bir Galatasaray derbi maçı idi ve maçın sonunda karşılaştığımız manzara ise haliyle Kadiköyde bundan önceki dokuz maçta da gördüğümüz tanıdık bir manzaraydı. Saha dışında çıkabilecek olaylar, saha içinde yaşanacak gürültü-patırtı ve çıkabilecek kartlar, taraftar kavgaları, hakemin muhtemel iki taraf için verebileceği hatalı kararları, bütün bu olup bitecekler her derbi öncesi tahminler içinde yer alabilecek görüşlerdi. Ancak hiç kimse bu maçın gidişatını ve sonunda kazanan tarafın bu denli hak ederek kazandığı bir maç olacağını tahmin edemezdi, edemedi de nitekim. Kadıköyde kazanılan bu galibiyeti, Şükrü Saraçoğlu'nun büyüsü ya da Galatasaraylı futbolcuların fobisi veya heyecanı olarak değerlendirmek, komik bir yaklaşım olduğu gibi sonrası için bizim futbolumuz ve Türk futbolu için bir tehlikedir.
Kazım ve Andre Santos Steaua Bükreş'e atılan gol sonrası ayak hareketleri ile yaptıkları sevinç gösterisiyle bir show'a daha imza attılar. Bu ikili onbirde yer aldığı sürece sanırım bu show devam edecek. Futbolun bir oyun olduğunu hatırlatmaları ve yaptıkları ile yüzümüzde bir tebessüm oluşturmaları açısından çok güzel hareketler bunlar. Ne diyelim başka. Böyle sevimli hareketler kanaryaya yakışır.
Bükreş'e giderken kafilede tek forvet oyuncusu Semih'in oluşu ve antremanda onunda sakatlanarak Guzia, Alex ve Deivid'e katılması ile Fenerbahçe 4 ileri uç oyuncusunu kaybetmiş forvet oynayabilecek 1 Kazım kalmıştı ve bu şekilde sahaya çıkacaktı. Bu şartlarda, maçtan önce tek beklentim, oynanacak oyunun güzelliğinden ziyade, maç sonunda skorun lehimize olması idi. ''Nasıl olursa olsun, 1-0 olsun. Bizim olsun.'' dediğimiz bir maçtı öylede oldu. Sonuçta forvet oynayabilecek özellikte bir Kazım vardı ve teknik direktörümüz Daum da ona bu mevkide görev vermek zorunda kaldı. Kazıım da gölü atarak galibiyetin alınmasında önemli bir rol oynadı. Sahaya çıkan onbirde kaleci ve 4 savunma oyuncusu dışındaki 6 oyuncunun orta saha oyuncusu olması, maçta bu bögede topa hakim olacak takımın Fenerbahçe olacağını gösteriyordu. Nitekim takımımızın topla oynama yüzdesi %64 olarak maç sonu istatistiklerine yansıdı. Bu kadro yapısı ile takımımızın fazla gol pozisyonu ve gol bulmasını beklemiyordum. Nitekim maçta 1 gol bulabildik. Ancak beklediğimden daha fazla net gol pozisyonunu bulduk, fakat kaçırdık. Son vuruşlar daha dikkatli yapılsa maçı koparan skoru ilk yarıda elde edebilirdik. Emre ve Gökhan'ın performansları üst düzeyde idi. Özer Hurmacı kalitesini gol pozisyonunda topu R. Carlosa verirken bir kez daha kanıtladı. 90dakikadaki görüntüsü iyidi. Ancak fizik eksiği olduğu da göze çarptı. Sayın Daum'um Özer konusunda neden biraz ağırdan aldığınıda daha iyi anlamış olduk. Andre Santos geldiğindeki oyunundan biraz uzakta bir görüntü çizmeye devam etti. Cristian ise her geçen gün performansını yükseltiyor. İnişli çıkışlı bir grafik çizmemesi güven verici. Lugano'yu akşam pek beğenmedim, gereksiz ve dengesiz şekilde topa müdehalelerde bulunuyor. Aynı mevkide oynayan Bilica da onun kadar çok mücadele ediyor ve hamle yapıyor ama ne kart görüyor ne de tehlike yaratabilecek bir yerde faul yapıyor. Kısacası Lugano'nun biraz daha dikkatli oynaması gerekiyor. R.Carlos, yaşına göre oldukça iyi idi. Maça sonradan dahil olan Vederson ise hem savunma hem hücum anlayışında tam olarak vasattı. Basında yer haberlere göre maçtan sonra soyunma odasına giderken, Emre bir pozisyon hakkında Vederson ile tartışmış. Haber ne kadar doğru bilmiyorum ama oyunun son bölümlerinde oyuna dahil olan Vederson, bu kısa sürede beni dahi ekran karşısında sinirlendirmeyi başardı. Emre'nin kızmasını anlayabiliyorum doğrusu. Takım, Bükreş'te 3puanı almak için gerçekten inarak sahaya çıkmış. Kısacası UEFA kupası için grupta iddamızı sürdürmek ve GS derbisi öncesi suyun bulanmaması için alınan bu galibiyet çok önemli.
İş yoğunluğu, beraberinde sağlık sorunları ile uğraşırken zaman akıp geçti, bloğa fırsat bulupta karalayamadık birşeyler. Bu yedi günde içinde neler olup bittiğini elimden geldiğince takip etmeye çalıştım tabii. Fenerbahçemizin antep sofrasında 3 puan bırakmasını, rakibimizin, Beşiktaş maçındaki hakem rezaleti ile aldığı 3 puan sonrasında Trabzon maçında da yine hakem rezaleti ile aldığı 3 puanı eklemesini, yine aynı maçta hakemin ve 6S yönetiminin Arda'yı Fenerbahçe maçında oynatmak için gösterediği çabayı, Sayın Fatih Terim'in beklenen açıklamasını ve milli takımı bırakmasını, Denizlispor'un 9. hafta sonunda Nurullah Sağlam'ın görevi bırakması ile teknik direktör kıyımına devam etmesini, Sayın Yılmaz Vural'ın milli takıma başına geçme isteği yönündeki beyanatını, Alex, Guzia ve Devid'in sakatlıklarının devam ettiği yönündeki resmi sitedeki haberlerini, Daha UEFA Kupası grup eleme maçlarını oynamadan sanki bu maçlar yokmuş gibi FB-6S derbisinin basında sürekli gündemde tutulmasını, şampiyonlar liginde Barcelona'nın kendi evinde Gökdeniz Karadeniz'in golüyle Rubin Kazan'a 2-1 mağlup oluşunu, bu maç sonrası basının Gökdeniz'i hatırlayışını izledik, izlemeye devam ediyoruz. Bu geçen tüm olaylara yeri geldiğince değiniriz elbet. Çünkü meydana gelen her olay geride kalır, ancak hiçbiri unutulmaz. Yapılanlar gün gelir bir başka olayda karşımıza çıkıverir. Zaman belki geçer, ama yaşananlar ve yaşatılanlar ile geride izini bırakır. Biz de yeri geldiğinde bu izlere değiniriz. Şimdi Bükreş'te oynanacak maça konsantre olalım. Antep'te çıkan faturaya bir de Bükreş'i ilave etmeyelim :)