10 Ekim 2009 Cumartesi

Milli Takım ve Türk Futbolu Üzerine

Milli takımın 2010 Dünya Kupası Avrupa Elemelerinde grubunda aldığı sonuçlar ve gruptaki konumu gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir durum. Turkcell Süper Lig'te milyon Euro'lar verilerek yapılan transferler, bu değerlerde yerli oyuncuların transferleri ve bu futbolcuların gerçek ederleri masaya yatırılmalı. Bu kadar yüksek paraların döndüğü piyasada ne milli takım ne de kulüpler düzeyinde bir başarının olmaması gerçekten düşündürücü. Milli formayı giyen futbolcuların ve teknik direktörün aldığı paralar ise bırakın Türkiye şartlarını dünya çapında dahi hiçte azımsanacak rakamlar değil. Bu şartlar altında, bırakın Dünya Kupasında derece yapmayı bu turnuvaya katılma becerisi dahi gösterememek, özellikle böyle bir gruptan çıkmayı başaramamak gerçek bir başarısızlıktır. Başarıda mükafatı alanlar, gelen başarısızlık neticesinde de sonuçlarına katlanmalıdır. Ancak 2010 Dünya Kupası Afrika'da oynanırken ve biz yine televizyonlarımız karşısında organizasyonu ve maçları seyirci olarak izlerken, basın ve spor yazarları diğer ülkeleri yorumlar, biz neden gidemedik diye hayıflanırken, sorumlar ise kaldıkları yerden devam ederek bu başarısızlığı unuttururlar. Akabinde de sonraki turnuvalar için umut verilerek herşeye bir sünger çekilir. Başarısızlığın gerçek nedenleri ortaya konulmadan, sorumlular ve hatalar tespit edilmeden, ne futbolumuz gelişir ne de başarı gelir. Gerekli çalışmalar yapılmadan ve önemler alınmadan girilecek her organizasyonda da aynı hüsranı yaşamaya devam ederiz. 86 yıllık cumhuriyet tarihinde, Milli takımlar düzeyinde Dünya Kupası üçüncülüğü dışında bir başarı kazanılmamış olması, Kulüpler düzeyinde sadece Galatasaray'ın aldığı bir UEFA kupası dışında başarının olmaması, TFF'nin ve tüm spor kamuoyunun tartışması gerekli başlıca konu olmalıdır. Yoksa Turkcell Süper Lig'te mutlaka her durumda, statü ve şekil itibari ile bir şampiyon çıkacak ve sıralama olacaktır. Ancak elde edilen şampiyonluğun gerçek bir anlam ifade edebilmesi için ligte oynanan futbol kalitesinin yüksek olması gerekmektedir. Beşiktaş'ın geçen sene kazandığı Lig ve Kupa şampiyonluğu sonucu bu sene lig'te yaşadığı hüsranı açıklamak için sadece şanssızlık demek, gerçekleri görmekten uzak bir yaklaşım olur. Sorunun kaynağını tespit etmeden sergilenen bu yaklaşımlar ile çözüm yolu bulunamaz. Kulüp düzeyinde, alt yapıların durumu da dahil, futbolcuların yetiştirilmesi konusunda yeni yaklaşımlar ve sistemler ile beraberinde düzenlemeler getirmeli, kulüplerin transfer yaklaşımları ve stratejileri bazı kurallar çevçevesinde yapılmalı, milli takımın başarı kazanabilmesi ve kulüpler ile etkileşimin arttırılabilmesi için düzenlemeler getirilmelidir. Bütün bunların gerçekleştirilebilmesi için gerekli çalışmalar bir an önce yapılmaya başlanmalıdır. Bu amaçla Federasyon bünyesi yeniden yapılandırılmalı, bu çalışmaları yapabilecek profesyonel, akılcı ve bilimsel alt yapıları kullanabilen insanlar görev başına getirilmelidir.

9 Ekim 2009 Cuma

Belçika - Türkiye

Belçika - Türkiye
10 Ekim 2009 Cumartesi Saat 21.45'te
FOX TV'den Canlı izleyebilirsiniz.

Bosna Hersek maçı için mutlak kazanılması gereken bir maç demiştik. Ancak maçtan berabere ayrılınca dünya kupasına seyirci olarak katılacağımız kuvvetle ihtimal oldu. Yarın akşamki Belçika maçına çıkmadan önce Estonya - Bosna Hersek maçı oynanmış olacak ve eğer bu maçta Estonya puan alamazsa bir başka deyişle Bosna Hersek puan kaybetmez ise Belçika maçı bizim için grup maçlarını tamamlamak için sahaya çıktığımız formalite maçına dönecektir. Dolayısıyla da maçın bizim için bir önemi kalmayacak ve tatsız tutsuz bir maç olacaktır. Maç saatine kadar Estonya - Bosnak Hersek maçının sonucuna göre Belçika maçının heyecanı da değişek. Maçın sonucunu bekleyip, gelecek habere göre heyecan yaşayacağız.

Öte yandan maçın FOX TV'den canlı olarak verilecek olması da gerçekten seyirci açısından bir talihsizlik. Bu kanaldan maç izlemek gerçekten eziyet. Bosna Hersek ile yaptığımız maçı da hatırlayacağınız üzere FOX TV vermiş ve bizi ekranlar karşısında deli etmişti. Maç esnasında gelişen pozisyonlar da pozisyonu ve topun olduğu bölgeyi reklamla kapatan FOX TV'nin, maçın anlatımında yapılan yorumları ise gerçekten seyir zevkimizi kaçırmıştı. İnşallah bu yayından sonra gelen tepkilerden ders almışlardır. Yoksa Estonya - Bosna Hersek maçının ve sonucunun üzerine bir de yayın rezaleti hiçte çekilmez olur.


İlginizi Çekebilir:

Yayın Rezaleti ve Üzerine Yiten Umutlar...
10 Numara Milli ?
Milli Hazırlık, Milli Sevinç...

7 Ekim 2009 Çarşamba

Karar Açıklandı: Ankaraspor Küme Düştü...

TFF Ankaraspor ile ilgili kararını açıkladı burada. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanvekili Lütfi Arıboğan, Ankaraspor'un bir alt lige düşürülmesi kararının Tahkim Kurulu tarafından onanmasının ardından, konuyla ilgili bugün düzenlenen basın toplantısında alınan kararları açıkladı. Ankaraspor'un küme düşrülmesi sonucu süper ligte puan durumu aşağıdaki gibi değişti.

Alınan karar en çok Ankaraspor ile maç yapan ve puan kaybeden takımlara yaradı. Antalyaspor Ankaraspor'a yenilmiş Gençlerbirliği ve Gaziantepspor ise berabere kalmıştı. 4 hafta ligte mücadele veren Ankaraspor'dan 3 puan alan Galatasaray ise mücadele ederek 3 puan alan tek takım oldu bu karar neticesinde.

TSL'de Görevinden Ayrılan 3. Teknik Adam

TSL'de Denizlispor ve Kasımpaşa'nın Teknik Direktörleri ile yolları ayırmasından sonra görevinden ayrılacak 3. teknik adamın kim olacağı konusunda tahmin amaçlı yaptığımız anketimiz Sivasspor yönetiminin Sayın Bülent Uygun'un istifasını kabul etmesi ile sonlandı. Ankette en yüksek oyu Sayın Mustafa Denizli alırken 2. sırada yer alan Bülent Uygun tercihi ise tahminleri doğru çıkardı. Mustafa Denizli tercihi ise Beşiktaş yönetiminin Denizli'ye sahip çıkması sonucu, son anda direkten döndü ve bu yöndeki tahminler gerçekleşmedi. Ankette 3. sırada yer alan ve halen görevine devam etmekte olan Mehmet Özdilek ise takımı Antalyaspor'un aldığı kötü sonuçlar sonucu eleştirilerin odağı konumunda ve koltuğu sallanmakta.
Turkcell Süper Lig'te görevinden ayrılan 3. teknik adam Bülent Uygun

Not: TSL'de 8 de 8 yapmış bir takımın teknik adamın aldığı oylar ise müşkülpesent oylar katogorisinde yer aldığından ankette sıralamaya sokulmadı.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Topun Ağzındakiler

Mehmet Özdilek

Fenerbahçe önünde puana çok yaklaşmasına karşın maçın son dakikalarında verdikleri inanılmaz pozisyon sonucu kalesinde gölü gören Antalyaspor da Memet Özdilek eleştirilerin odağı oldu. 8. haftada da Sivasspor mağlubiyeti ile ligin sonuna demir atan Antalyaspor da Mehmet Özdilek bakalım ne zaman pes edecek. Fenerbaçe maçında alınan mağlubiyet sonrası Sayın Özdilek'in istifa etmesi gerekirdi diye düşünüyorum. Zira bu noktadan sonra alınacak her kötü sonucun tek sorumlusu Mehmet Özdilek olarak görülecektir. Bu da Mehmet'in teknik direktörlük kariyerine zarar verecektir. Bu saatten sonra kendisi ve Antalyaspor için en hayırlısı bu olur.

Bülent Uygun

Sivasspor'a tarihinde ligte en iyi yerlere gelmesinde en büyük pay sahibi Bülent Uygun, 8. hafta sonunda Antalyaspor karşısında ilk galibiyetini alabildi. Şampiyonlar Ligi'nden kötü bir şekilde elendikten sonra UEFA Avrupa ligi eleme maçları sonunda avrupa defterini kapayan Yiğidoların teknik direktörü ligte alınan kötü sonuçların getirdiği baskıya dayanamadı. İstifasını açıklayan Bülent Uygun için Sivasspor yönetiminin alacağı karar bekleniyor. Uygun'un istifası kabul edilirse Bülent Uygun bu sezon ligte takımından ayrılan 3. teknik adam olacak. 8 hafta sonunda sadece 4 puan alabilen Uygun'un istifa etmesini akılcı bir karar olarak görüyorum. Zira alınacak her kötü sonuç, yönetim ve taraftar nezlinde hedef olmasına ve kaçınılmaz sona doğru biraz daha yaklaşmasına sebep olacaktı.

Mustafa Denizli

Bu hafta ligte Denizlispor'u yenerek az da olsa nefes alan Beşiktaş'ta sular bakalım ne zaman durulacak. Denizlispor maçında Beşiktaş taraftarının hedefi olan yönetim ve başkan Demirören, taraftarın büyük bir çoğu tarafından kötü sonuçların sorumlusu olarak görülen teknik direktörü Mustafa Denizli'nin arkasında bakalım ne kadar durabilecek. Beşiktaş'ta 9. haftadaki Kasımpaşa maçı sonrası oynanacak zorlu lig maçları ile girilecek periyotta alınacak sonuçlar Sayın Denizli ve Başkan Demirören'in kaderini belirleyecek. Kısacası Beşiktaş, her an küçük bir kıvılcım ile patlayacak bir bombanın üzerinde oturuyor.

''Büyük teknik adam olmak, sadece başarı kazanmak ile değil, aynı zamanda yeri geldiğinde başarısızlığı kabul edip bırakma erdemini göstermekle mümkün olabilir.''

8. Haftaya 3-0'lık Skorlar İle Damga Vurdular

8. haftada Ankara'nın güçlü ekipleri ile karşılaşan Şampiyonluğun en güçlü adayları olarak görülen Fenerbahçemiz ve Galatasaray, haftaya 3-0 'lık skorlarla damga vurdular. Ezeli rakebette sarı kırmızılı ekip, Ankara deplasmanında Ankaragücü'ne 3-0 mağlup olurken, sarı lacivert renklerine gönül verdiğimiz Fenerbahçemiz ise Gençlerbirliğini 3-0 mağlup ederek kendisine ait olan 'Lige en iyi başlangıç yapan takım' rekorunu da yine kendisi kırmış oldu. Oynadığı futbol ile şampiyonluk yarışında, eleştire rakibine oranla daha fazla mahruz kalmasına karşın, ligte 8 de 8 yaparak 24 puanla haftayı lider olarak kapamayı başardı. Rakibine nerdeyse pozisyon vermeden 3 gol bularak futbolda önce gol yememenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Yüksek pas yüzdesi ile ayağında topu tutarak oyun kontrolünü maç boyu bırakmayan ve yakaladığı gol pozisyonları ile sonunda beğeni kazanmayı başardı.

Rakibimiz Galatasaray ise 7 hafta boyuncu attığı gol sayısı ile övgülere mahsar olurken, verdiği gol pozisyonları göz ardı edilmişti. Sonunda rakibimizin oynadığı rus ruleti kadar riskli oyun tarzı kendi başını yaktı. Gol atma adına savunma güvenliğini ikinci planda tutan oyun tarzı ve bu oyun tarzını gerektiren oyuncu profili ile adeta rus ruleti oynayan rakibimize, bu oyun şekli pahalıya mal oldu. Şans bu sefer rakip takıma güldü. Rakipleri önünde bir an önce gol bulmak için pervasızca ataklar düzenleyen sarı kırmızılı ekip golü bulamayınca, rakip kontra atakları sonunda kalesinde golleri gördü. ''Attın attın, atamadın rakip atar'' kuralının işlediği maçta Ankaragücü sonunda attı, üstelik 3 tane attı. Bulduğu gol pozisyonundan daha fazla gol pozisyonu veren sarı kırmızılı ekip, Ankaragücü'lü futbolcuların yakaladığı net pozisyonları gol çevirmesi halinde ligte tarihi bir yenilgiye imza atabilirdi. Son iki hafta puan kayıpları yapan sarı kırmızılı ekip ise eleştiri oklarına hedef olmaya başladı.

Not: Öte yandan mağlubiyete Ankaragücü'nün forma rengi ve şekli de sebep olmuş olabilir. :) Sarı-Lacivert-Çubuklu-Formanın, Galatasaraylı futbolcular üzerinde her daim psikolojik bir baskı unsuru olduğu da bir kez daha ispatlanmış oldu. :)

2 Ekim 2009 Cuma

Şampiyonlar Ligi Onunla Hüsran

Hiç hatırlamak ve hatırlatmak istemesem de 2001'de Fenerbahçe sıfır çekti Sayın Mustafa Denizli sayesinde. Hal böyle iken ve aşağıdaki tablo ortada iken Beşiktaş seyircisine sabırlar diliyorum.

18.09.2001
Fenerbahçe - Barcelona 0-3
25.09.2001
Fenerbahçe - O. Lyon 0-1
10.10.2001
B.Leverkusen - Fenerbahçe 2 -1
17.10.2001
Olympique Lyon - Fenerbahçe 3- 1
23.10.2001
Fenerbahçe - B.Leverkusen 1-2
30.10.2001
Barcelona - Fenerbahçe 1-0

Mustafa Denizli'nin yönetiminde takım, Şampiyonlar Liginde Oynadığı 6 maçta bir Galibiyet ve bir Beraberlik dahi alamazken, 6 Mağlubiyet alarak, bu sonuçlar ile Fenerbahçe tarihine kara bir sayfa olarak girdi. Takım sadece 3gol Atma becerisi gösterirken, tam 12 gol Yedi ve sıfır Puanla grup sonuncusu olarak Avrupaya veda etti. Kısacası Mustafa Denizli ile Şampiyonlar Ligi Hüsran. Turkcell Süper Ligte Beşiktaş'ın kötü gidişatı'nın üzerine, bunun Şampiyonlar Liginde üstelik Mustafa Denizli ile yaşanmayacağını zannedenler yukarıda ki tabloya baksınlar ve o dönemi iyi hatırlasınlar. Beşiktaş'ın Ligte, 3 büyükler adı içindeki yerine yakışır bir konuma gelmesi içinde gereken bir an önce yapılmalı.

TSL'de 8. Hafta Maçları Heyecanlı Geçecek...

Trabzonspor - Gaziantepspor: Bu akşam saat:20.00'de oynanacak Trabzonspor - Gaziantepspor maçı ile TSL'de 8. hafta heyecanı başlayacak. Geçen hafta sahsında Ankaragücü'ne mağlup olarak şimşekleri üzerine çeken Antep takımı, Trabzon deplasmanında mutlak puan almak hedefinde olacak. Trabzonspor ise 2-0 öne geçtiği Gençlerbirliği maçında rakibi ile berabere kalarak yaşadığı hayal kırıklığını kendi sahasında yaşamamak ve Lig'te üst sıralar için olan mücadelesini sürdürmek için mutlak kazanmak isteyecek. Bu nedenlerden dolayı iki takımda temkinli oyunu tercih edecektir. Trabzonspor bu maç için 3 puana yakın ekip. Maçın ilk yarısında Trabzonspor gol bulmalı maçı kazanmak istiyorsa. Zira ikinci yarıda kondisyon olarak oyundan düşüyorlar. Gaziantepspor ise ilk yarıda gol yemezse belki Trabzon deplasmanından zor olsada puan alabilir.
Skor tahmini : 2-1, ya da 3-1 Trabzonspor. 1-1 düşük ihtimal.

Diyarbakırspor - İ.B.Belediyespor: TSL'de cumartesinin ilk maçı ligte aynı puana sahip Diyarbakırspor - İ.B.Belediyespor arasında oynanacak. Hücum futbolu oynayan İ.B.Belediyespor ile daha ziyade savunmada kalıp kontraatak futbolu tercih eden Diyarbakırspor arasında oynanacak maç güç dengeleri gözetildiğinde ortada bir maç gibi duruyor. Maçın tarafsız sahada oynanması nedeniyle Diyarbakırspor kendi evinde oynama avantajından yoksun olacak. Ayrıca geçen hafta Bursa deplasmanında 4 gol yiyen Diyarbakırspor temkinli olacaktır. Maçta her iki takımda gol bulur düşüncesindeyim. Dolayısyla gollü bir beraberlik şarşıtıcı olmaz. İki takımda puanları paylaşırlar kanaati bende hakimken galibiyete yakın taraf olarak İ.B.Belediyespor'u görüyorum. Zira kendine çıkış arayan Sivasspor'u zorlu bir mücadele sonunda 1-0 yenmesi Belediyespor'un kendi dengi takımlarla olan maçlarda mücadeleyi bırakmadığının bir kanıtı.
Skor tahmini: Öncelikle bereberlik 1-1 ya da 1-2 İ.B.Belediyespor.

Manisaspor - Bursaspor: TSL'de cumartesinin ikinci maçı ise Manisaspor - Bursaspor arasında oynanacak bu maç ilk beşi zormassını beklediğim bu iki ekip arasındaki güç farkını görmemizi de sağlayacak. Bursaspor geçen hafta Diyarbakırspor'u kendi sahasında 4-0 yenerek büyük bir moral ile Manisaspor kaşısına çıkacak. Manisaspor Sivas maçı hariç hiçbir maçta 1golden fazla atamamış ve tek yenilgisini Fenerbahçe'ye karşı almış. Bursaspor ise deplasmanda Eskişehirspor'a ve kendi sahasında Fenerbahçe'ye mağlup olmasına karşın ligte rakibine göre daha fazla galibiyeti var. Az gol atıp, az gol yiyen Manisaspor ile ona kıyasla daha fazla gol atan ve yiyen Bursaspor mücadelesi gerçekten ilginç ve seyredilme zevki olacak bir maç gibi görünüyor. Bütün bunların ışığında Manisaspor'un kendi evinde mağlup olacağını düşünmüyorum. Yüksek ihtimalle maç golsüz eşitlikle ya da 1-1 gibi biter ama mutlak berabere biter diye düşünüyorum.
Skor tahmini: 0-0 ya da 1-1 mutlak beraberlik

Beşiktaş - Denizlispor: TSL'de cumartesinin 3. ve son maçı Beşiktaş - Denizlispor arasında oynanacak. Geçen haftayı ligte maç oynamadan geçen, ancak haftaiçi Şampiyonlar liginde CSKA Moskova yenilgisi ile hüsrana uğrayan Beşiktaş, ligte de aldığı kötü sonuçlara dur diyebilmek için Denizlispor karşısında mutlak kazanması gereken bir maça çıkacak. Öte yandan Lige Fenerbahçe ve arkasından Galatasaray yenilgisi ile başlayan ve sonrasında teknik adam değişikliğine giden Denizlispor ligte kötü günleri geride bırakmak istiyor. Lige 3 büyüklerden ikisi ile oynayarak başlayan ve Fikstür dezavantajı yaşayan Denizlispor'a Beşiktaş deplasmanında şanş vermiyorum. Mutlak Beşiktaş'ın galibiyeti ile bitecek bir maç gibi görünüyor. Skor farkı ise Beşiktaş'ın maçta gol yollarındaki becerisine bağlı olacak. Öte yandan Denizlispor eğer maçtan puan veya puanlar ile çıkarsa Beşiktaş yönetimini ve Mustafa Denizli'yi kimse kurtaramaz.
Skor tahmini: 1-0, 2-0 Beşiktaş

UEFA Avrupa Liginde ilk 3 Puanı Aldık

Sheriff maçını ilk önce 3puanla geçtiğimiz için mutlu olmamız gerekiyor. Nasıl olursa olsun alınan puanlar sonrası için çok önemli. Yine oynadığımız oyun hakkında kötüydü, gelecek vadetmiyor gibi yorumlar yoğunca yapıldı yapılmaya da devam edecek anlaşılan. Ancak şunu belirteyim ki oyun konusunda dile getirildiği kadar kötü oynadığımızı düşünmüyorum. Ancak bir Barcelona olmadığımız da bir gerçek. Özellikle UEFA arenasındaki maçlarda oynadığımız takımların geçmişlerine ya da mali yapılarına bakarak zayıf oldukları buna bağlı olarakta Fenerbahçemizin çok kolay kazanması gerektiği söyleniyor. Ancak kimse unutmasın ki futbol yeni geliştirilen ya da bulunan bir spor dalı değil. Bahsedilen takımların hepsi kazanma adına bugün bilinen tüm birikimleri takip eden ve amaçları adına tıpkı takımımız gibi antremanlarını ve çalışmalarını yapan takımlar olup, futbolcuları da 20 yaşında bende top oynamaya başlayım diyen insanlardan değil 5-6 yaşlarında bu işe gönül vermiş ve gerekli eğitimleri alan, kendilerini ispatlamaya çalışan sporculardan kuruluyor. Sheriff takımının tecrübesi az olan yaş ortalaması 23 civarında bulunan genç futbolculardan kurulu bir ekip olması, bu takımın futbol oynamayı bilmediği ya da maçı kazanmak için mücadele etmeyeceği anlamına gelmiyor. Nitekim oynanan maç biraz da Hakemin Sheriff'li oyuncuları gözetmesi ile mücadelesi üst düzey olan sert bir maç oldu. Hal böyle iken takımların tozlu tarih sayfalarındaki evveliyatlarından ziyade o gün mücadele verdikleri dönemdeki güçleri maçın kaderini belirliyor.
Maç yorumuma mutsuz adam Deivid'e değinerek başlamak istiyorum. 70. dakikada oyuna girdi. Daum, Deivid'e Sol kanatta Uğur'un yerinde görev verdi. Onunla aynı anda sahaya sürdüğü M. Topuz'a da sağ kanatta Kazım'ın mevkisinde görev verdi. Daum'un tercihi bu yönde olmasına karşın Deivid'i sağ, M.Topuz'u sol kanatta tercih etmesini isterdim. Hatta R.Carlos'un önüne Emre'yi alıp M.Topuz'u onun yerine kaydırabilirdi. Bu şekilde yorulan Carlos az da olsa soluk alırdı ki bunu farkeden Emre de maçın sonlarına doğru hep o bölgede kademeye girdi. Ancak Deivid tercihini kullandı Daum. Deivid daha öncede bu mevkide oynatılmak istenmiş ancak yerini yadırgamış ve performansı düşük bir grafik çizmişti. Nitekim Vedeson 82.dakikada girip sol kanada geçinceye kadar Deivid o bölgede hantal bir profil çizdi. Ancak ayağında topu tutmayı ve saklamayı becererek bu bölgede azda olsa katkıda bulunmayı sağladı. Biraz da isteksiz gördüm Deivid'i. Umarım Deivid'i kaybetmeyiz.
Ligte aldığı 3 maçlık ceza sonucu takımdan ayrı kalan Emre, bu maçta orta sahadaki diri görüntüsü ve mücadelesi ile beğeni kazanmıştır kanaatindeyim. Oyunu her aşamada takip eden ve gerekli müdehale için pozisyonlara yakın olmaya çalışan Emre, bu maç için büyük ölçüde bunu yapmayı becerdi. Takımın galibiyetinde katkısı gerçekten büyük oldu. Hücumlarda Cristian'ın biraz insiyatif kullanarak ileriye katkıda bulunması Emre'yi rahatlatır. Ancak sanırım ileri pek çıkmamasını Daum söylüyor. Zira Cristian hucüm organizasyonlarına katılabilecek yetenekte.
Kazım, Antalyaspor savunmasını terletiği şekilde Sheriff savunmasınıda terletti ve zor durumlara düşürdü. Yakaladığı gol pozisyonunda topa düzgün vurmayı becerse geceye damgasını net bir şekilde vurabilirdi. Öte yandan Kazım'ın yeteneği üst düzey olmasına karşın oyun mantalitesi biraz düşük. Emre kadar oyunu ve pozisyonları takip edip pozisyonlara müdehale edemiyor. Bazen oyunu sadece seyrediyor. Nitekim golden sonra Semih'in sol kanattan ceza sahası içine gönderdiği pozisyonda Kazım'ın sağ kanattan ceza sahası içine girmesi ve Semih'in ceza sahası önüne kestiği topa vurması gerekiyordu. İlk golde Alex'in yaptığı gibi. Ancak Kazım pozisyon takibi yapmadığından sağ kanatta orta sahanın önünde atağın gelişimini ve sonuçlanmasını izliyordu.
Alex, kim ne derse desin oyun zekası ve top tekniği mükemmel bir futbolcu. Attığı golle de Semih ile uyumunun, Guiza ile olan uyumundan daha iyi olduğunu da gösterdi. Avrupa Kupalarında takıma ne katkı sağlıyor ki diyenlere de bu gol küpe olsun.
Semih, diyorum ki sen daha çok yabancı forvet harcarsın. Takımda Guiza'dan daha fazla şans bulsa şimdi ligte gol kralığında birinci sırada idi. Sheriff savunma oyuncunu geçmesi, ceza sahasına girişi, kafasını kaldırıp Alex'e topu gönderişi ile hem asist hem gol kralığında yarışır forvet diye geçinen birçok meslektaşı ile. Guiza ise son haftalarda çizdiği performans ile Semih'in eline su dökemez. Zorunlu rotasyon ile gerçeleşen bu değişiklik takıma yaradı.

Umarım bu galbiyet, UEFA Avrupa Liginde alacağımız diğer galibiyetler için başlangıç olur temennisi ile gelecek maçlarda takımımıza başarılar diliyorum...

Bunlarda ilginizi çekebilir:

1 Ekim 2009 Perşembe

FC Sheriff - Fenerbahçe Maçı


1 Ekim 2009 Perşembe
FC Sheriff - Fernerbahçe
Aleksandar Stavrev'in yöneteceği maç, Sheriff stadında
Saat: 20.00'de Euro Futbol Kanalından canlı yayınlanacak.

''Takımımıza Başarılar Diliyoruz''

Monaco'da çekilen kurayla belirlenen UEFA Avrupa Ligi grublarında, ülkemizi temsil eden takımlarımızdan Fenerbahçemiz H Grubu'nda Romanya'nın S.Bükreş, Hollanda'nın Twente ve Moldova'nın Sheriff takımlarıyla eşleşmiş, gruptaki ilk maçını 17 Eylül Perşembe günü Hollanda'nın Twente takımıyla Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynayarak şansız bir şekilde öne geçtiği maçı 2-1 kaybederek üzmüştü. Bu akşam gruptaki 2. maçına çıkacak olan Fenerbahçemiz, Moldava'nın Sheriff takımıyla karşılaşacak.

Teknik direktörlüğünü Leonid Koutchouk'nin yaptığı Sheriff maçlarını 14 bin 300 kişilik Sheriff Stadyumu'nda oynuyor. Tarihinde 9 kez lig şampiyonluğu bulunan Moldova temsilcisi 6 kez de Moldova Kupası'nı müzesine götürdü. Geçtiğimiz sezon Moldova Ligi'ni şampiyon olarak tamamlayan Sheriff'in Avrupa kupalarında ise herhangi bir başarısı bulunmuyor. Grubumuzda oynadığı ilk maçında deplasmanda Steaua Bükreş ile 0-0 beraber kaldı.

Maldovaya giden takımımızın kadrosunda ise şu isimler yer alıyor. Volkan Demirel, Volkan Babacan, Mert Günok, Lugano, Bilica, Önder Turacı, Roberto Carlos, Vederson, Cristian Baroni, Emre, Selçuk, Ali Bilgin, Alex, Deivid, Kazım, Mehmet Topuz, Uğur Boral, Özer Hurmacı ve Semih. Guiza, Andre Santos ve Gökhan Gönül sakatlıkları nedeniyle takım karosunda yer almıyor.

Bilindiği üzere UEFA Avrupa Ligi'nde, grup aşamasındaki maçlar 4'erli 12 grupta yapılacak. Her takım, çift devreli lig usulüne göre birbiriyle içerde ve dışarıda karşılaşacak, böylece her takım gruplarda toplam 6 maç oynayacak. Gruplarında ilk 2 sırayı alacak 24 takım 2. tura yükselecek. Grup maçları 17 Eylül ile 16-17 Aralık 2009 tarihleri arasında yapılacak.

UEFA Avrupa Ligi'nde H Grubu'nda yer alan Fenerbahçe'mizin maç programı ve elde ettiği sonuçlar şöyle:
17 Eylül 2009 Perşembe
Fenerbahçe :1 – Twente:2
1 Ekim 2009 Perşembe
FC Sheriff – Fenerbahçe
saat:20.00
22 Ekim 2009 Perşembe
Steaua Bükreş – Fenerbahçe
saat:20.00
5 Kasım Perşembe
Fenerbahçe – Steaua Bükreş
saat:22.05
2 Aralık 2009
Twente – Fenerbahçe
saat:19.00
17 Aralık 2009
Fenerbahçe – FC Sheriff
saat:22.05

30 Eylül 2009 Çarşamba

Olmaz Olmaz Demeyin Oluyor!!!

Sahalarda ender gördüğümüz gollerden biri Arjantin Primera Ligi'nde atıldı. Arjantin Primera Ligi'nde haftanın maçında takımının iki golünü de atan Jonathan Cristaldo, ikinci gölü 25 metreden röveşata ile atarak görenleri şaşırttı.

Not: Arjantin Primera Ligi'nde maça haftaya lig ikincisi olarak çıkan Velez Sarsfield, Cristaldo'nun güzel oyunu ve muhteşem golleri ile lider Huracan'ı 2-0 yenerek böylelikle zirvenin yeni sahibi oldu.

Cristaldo'nun maçın 75. dakikasında ceza sahası dışından attığı röveşata golü gerçekten de ayakta alkışlanası bir gol. Adam bir önceki pozisyonda kalecinin önde kalmasını ve kaleye yetişemeyeceğini düşünerek direkt röveşata ile topu kaleye yolluyor. İlk golü de oldukça güzel Cristaldo'nun. Bizim Guiza da kaleci ile karşı karşıya gol atamıyor ve bize saç baş yolduruyor :) Guzia'ya bu golleri izletsek acaba oda böyle goller atarmı? :) Ya da Cristaldo ile takas mı yapsak? :) Gerçi Guiza'nın fiyatı Cristaldo'nun fiyatının 10katından daha fazla ama golleri görünce sanki fiyat tam tersi olması gerekiyor gibi:) Cristaldo üstelik birde 20 yaşındaymış.

Ne diyeyim... ''Darısı senelik 3-4milyon Euro alan Turkcell Süper Ligte oynayan futbolcuların başına...''

28 Eylül 2009 Pazartesi

Baboo Ne Yapıyorsun Sen Yaw?

Antalyasporlu oyuncu sanırım Hakan Özmert, Cristian'ın bacak arasından topa ilginç bir şekilde müdehale etmek istemiş. Maçta bu pozisyona Yunus Yıldırım ne verdi ve Hakan o topa dokundumu hatırlayamıyorum ama Yunus Yıldırım pozisyonu gayet yakından süzüyor. Resmi görünce nasıl bir topa müdehale etme biçimidir bu diye düşünmeden edemedim. Gerçi bu pozisyonda Cristian'ın ne düşündüğü daha önemli sanırım :) Bu maçta Antalyasporlu oyuncular topa müdehale etmek için ilginç hareketler yaptı. Kaleci Polat'ın Uğur'a müdehalesi, Orhan Akın'ın Kazım ile olan mücadelesinde topa giriş biçimi futbol sahalarında görülmesi biraz mümkün olmayan cinstendi. Sanırım Yunus Yıldırım, kararları verirken bu beklenmedik biçimde gerçekleşen hareketlere bir mana veremediğinden düdükleri yanlış çaldı ya da çalamadı :)