2 Ekim 2009 Cuma

TSL'de 8. Hafta Maçları Heyecanlı Geçecek...

Trabzonspor - Gaziantepspor: Bu akşam saat:20.00'de oynanacak Trabzonspor - Gaziantepspor maçı ile TSL'de 8. hafta heyecanı başlayacak. Geçen hafta sahsında Ankaragücü'ne mağlup olarak şimşekleri üzerine çeken Antep takımı, Trabzon deplasmanında mutlak puan almak hedefinde olacak. Trabzonspor ise 2-0 öne geçtiği Gençlerbirliği maçında rakibi ile berabere kalarak yaşadığı hayal kırıklığını kendi sahasında yaşamamak ve Lig'te üst sıralar için olan mücadelesini sürdürmek için mutlak kazanmak isteyecek. Bu nedenlerden dolayı iki takımda temkinli oyunu tercih edecektir. Trabzonspor bu maç için 3 puana yakın ekip. Maçın ilk yarısında Trabzonspor gol bulmalı maçı kazanmak istiyorsa. Zira ikinci yarıda kondisyon olarak oyundan düşüyorlar. Gaziantepspor ise ilk yarıda gol yemezse belki Trabzon deplasmanından zor olsada puan alabilir.
Skor tahmini : 2-1, ya da 3-1 Trabzonspor. 1-1 düşük ihtimal.

Diyarbakırspor - İ.B.Belediyespor: TSL'de cumartesinin ilk maçı ligte aynı puana sahip Diyarbakırspor - İ.B.Belediyespor arasında oynanacak. Hücum futbolu oynayan İ.B.Belediyespor ile daha ziyade savunmada kalıp kontraatak futbolu tercih eden Diyarbakırspor arasında oynanacak maç güç dengeleri gözetildiğinde ortada bir maç gibi duruyor. Maçın tarafsız sahada oynanması nedeniyle Diyarbakırspor kendi evinde oynama avantajından yoksun olacak. Ayrıca geçen hafta Bursa deplasmanında 4 gol yiyen Diyarbakırspor temkinli olacaktır. Maçta her iki takımda gol bulur düşüncesindeyim. Dolayısyla gollü bir beraberlik şarşıtıcı olmaz. İki takımda puanları paylaşırlar kanaati bende hakimken galibiyete yakın taraf olarak İ.B.Belediyespor'u görüyorum. Zira kendine çıkış arayan Sivasspor'u zorlu bir mücadele sonunda 1-0 yenmesi Belediyespor'un kendi dengi takımlarla olan maçlarda mücadeleyi bırakmadığının bir kanıtı.
Skor tahmini: Öncelikle bereberlik 1-1 ya da 1-2 İ.B.Belediyespor.

Manisaspor - Bursaspor: TSL'de cumartesinin ikinci maçı ise Manisaspor - Bursaspor arasında oynanacak bu maç ilk beşi zormassını beklediğim bu iki ekip arasındaki güç farkını görmemizi de sağlayacak. Bursaspor geçen hafta Diyarbakırspor'u kendi sahasında 4-0 yenerek büyük bir moral ile Manisaspor kaşısına çıkacak. Manisaspor Sivas maçı hariç hiçbir maçta 1golden fazla atamamış ve tek yenilgisini Fenerbahçe'ye karşı almış. Bursaspor ise deplasmanda Eskişehirspor'a ve kendi sahasında Fenerbahçe'ye mağlup olmasına karşın ligte rakibine göre daha fazla galibiyeti var. Az gol atıp, az gol yiyen Manisaspor ile ona kıyasla daha fazla gol atan ve yiyen Bursaspor mücadelesi gerçekten ilginç ve seyredilme zevki olacak bir maç gibi görünüyor. Bütün bunların ışığında Manisaspor'un kendi evinde mağlup olacağını düşünmüyorum. Yüksek ihtimalle maç golsüz eşitlikle ya da 1-1 gibi biter ama mutlak berabere biter diye düşünüyorum.
Skor tahmini: 0-0 ya da 1-1 mutlak beraberlik

Beşiktaş - Denizlispor: TSL'de cumartesinin 3. ve son maçı Beşiktaş - Denizlispor arasında oynanacak. Geçen haftayı ligte maç oynamadan geçen, ancak haftaiçi Şampiyonlar liginde CSKA Moskova yenilgisi ile hüsrana uğrayan Beşiktaş, ligte de aldığı kötü sonuçlara dur diyebilmek için Denizlispor karşısında mutlak kazanması gereken bir maça çıkacak. Öte yandan Lige Fenerbahçe ve arkasından Galatasaray yenilgisi ile başlayan ve sonrasında teknik adam değişikliğine giden Denizlispor ligte kötü günleri geride bırakmak istiyor. Lige 3 büyüklerden ikisi ile oynayarak başlayan ve Fikstür dezavantajı yaşayan Denizlispor'a Beşiktaş deplasmanında şanş vermiyorum. Mutlak Beşiktaş'ın galibiyeti ile bitecek bir maç gibi görünüyor. Skor farkı ise Beşiktaş'ın maçta gol yollarındaki becerisine bağlı olacak. Öte yandan Denizlispor eğer maçtan puan veya puanlar ile çıkarsa Beşiktaş yönetimini ve Mustafa Denizli'yi kimse kurtaramaz.
Skor tahmini: 1-0, 2-0 Beşiktaş

UEFA Avrupa Liginde ilk 3 Puanı Aldık

Sheriff maçını ilk önce 3puanla geçtiğimiz için mutlu olmamız gerekiyor. Nasıl olursa olsun alınan puanlar sonrası için çok önemli. Yine oynadığımız oyun hakkında kötüydü, gelecek vadetmiyor gibi yorumlar yoğunca yapıldı yapılmaya da devam edecek anlaşılan. Ancak şunu belirteyim ki oyun konusunda dile getirildiği kadar kötü oynadığımızı düşünmüyorum. Ancak bir Barcelona olmadığımız da bir gerçek. Özellikle UEFA arenasındaki maçlarda oynadığımız takımların geçmişlerine ya da mali yapılarına bakarak zayıf oldukları buna bağlı olarakta Fenerbahçemizin çok kolay kazanması gerektiği söyleniyor. Ancak kimse unutmasın ki futbol yeni geliştirilen ya da bulunan bir spor dalı değil. Bahsedilen takımların hepsi kazanma adına bugün bilinen tüm birikimleri takip eden ve amaçları adına tıpkı takımımız gibi antremanlarını ve çalışmalarını yapan takımlar olup, futbolcuları da 20 yaşında bende top oynamaya başlayım diyen insanlardan değil 5-6 yaşlarında bu işe gönül vermiş ve gerekli eğitimleri alan, kendilerini ispatlamaya çalışan sporculardan kuruluyor. Sheriff takımının tecrübesi az olan yaş ortalaması 23 civarında bulunan genç futbolculardan kurulu bir ekip olması, bu takımın futbol oynamayı bilmediği ya da maçı kazanmak için mücadele etmeyeceği anlamına gelmiyor. Nitekim oynanan maç biraz da Hakemin Sheriff'li oyuncuları gözetmesi ile mücadelesi üst düzey olan sert bir maç oldu. Hal böyle iken takımların tozlu tarih sayfalarındaki evveliyatlarından ziyade o gün mücadele verdikleri dönemdeki güçleri maçın kaderini belirliyor.
Maç yorumuma mutsuz adam Deivid'e değinerek başlamak istiyorum. 70. dakikada oyuna girdi. Daum, Deivid'e Sol kanatta Uğur'un yerinde görev verdi. Onunla aynı anda sahaya sürdüğü M. Topuz'a da sağ kanatta Kazım'ın mevkisinde görev verdi. Daum'un tercihi bu yönde olmasına karşın Deivid'i sağ, M.Topuz'u sol kanatta tercih etmesini isterdim. Hatta R.Carlos'un önüne Emre'yi alıp M.Topuz'u onun yerine kaydırabilirdi. Bu şekilde yorulan Carlos az da olsa soluk alırdı ki bunu farkeden Emre de maçın sonlarına doğru hep o bölgede kademeye girdi. Ancak Deivid tercihini kullandı Daum. Deivid daha öncede bu mevkide oynatılmak istenmiş ancak yerini yadırgamış ve performansı düşük bir grafik çizmişti. Nitekim Vedeson 82.dakikada girip sol kanada geçinceye kadar Deivid o bölgede hantal bir profil çizdi. Ancak ayağında topu tutmayı ve saklamayı becererek bu bölgede azda olsa katkıda bulunmayı sağladı. Biraz da isteksiz gördüm Deivid'i. Umarım Deivid'i kaybetmeyiz.
Ligte aldığı 3 maçlık ceza sonucu takımdan ayrı kalan Emre, bu maçta orta sahadaki diri görüntüsü ve mücadelesi ile beğeni kazanmıştır kanaatindeyim. Oyunu her aşamada takip eden ve gerekli müdehale için pozisyonlara yakın olmaya çalışan Emre, bu maç için büyük ölçüde bunu yapmayı becerdi. Takımın galibiyetinde katkısı gerçekten büyük oldu. Hücumlarda Cristian'ın biraz insiyatif kullanarak ileriye katkıda bulunması Emre'yi rahatlatır. Ancak sanırım ileri pek çıkmamasını Daum söylüyor. Zira Cristian hucüm organizasyonlarına katılabilecek yetenekte.
Kazım, Antalyaspor savunmasını terletiği şekilde Sheriff savunmasınıda terletti ve zor durumlara düşürdü. Yakaladığı gol pozisyonunda topa düzgün vurmayı becerse geceye damgasını net bir şekilde vurabilirdi. Öte yandan Kazım'ın yeteneği üst düzey olmasına karşın oyun mantalitesi biraz düşük. Emre kadar oyunu ve pozisyonları takip edip pozisyonlara müdehale edemiyor. Bazen oyunu sadece seyrediyor. Nitekim golden sonra Semih'in sol kanattan ceza sahası içine gönderdiği pozisyonda Kazım'ın sağ kanattan ceza sahası içine girmesi ve Semih'in ceza sahası önüne kestiği topa vurması gerekiyordu. İlk golde Alex'in yaptığı gibi. Ancak Kazım pozisyon takibi yapmadığından sağ kanatta orta sahanın önünde atağın gelişimini ve sonuçlanmasını izliyordu.
Alex, kim ne derse desin oyun zekası ve top tekniği mükemmel bir futbolcu. Attığı golle de Semih ile uyumunun, Guiza ile olan uyumundan daha iyi olduğunu da gösterdi. Avrupa Kupalarında takıma ne katkı sağlıyor ki diyenlere de bu gol küpe olsun.
Semih, diyorum ki sen daha çok yabancı forvet harcarsın. Takımda Guiza'dan daha fazla şans bulsa şimdi ligte gol kralığında birinci sırada idi. Sheriff savunma oyuncunu geçmesi, ceza sahasına girişi, kafasını kaldırıp Alex'e topu gönderişi ile hem asist hem gol kralığında yarışır forvet diye geçinen birçok meslektaşı ile. Guiza ise son haftalarda çizdiği performans ile Semih'in eline su dökemez. Zorunlu rotasyon ile gerçeleşen bu değişiklik takıma yaradı.

Umarım bu galbiyet, UEFA Avrupa Liginde alacağımız diğer galibiyetler için başlangıç olur temennisi ile gelecek maçlarda takımımıza başarılar diliyorum...

Bunlarda ilginizi çekebilir:

1 Ekim 2009 Perşembe

FC Sheriff - Fenerbahçe Maçı


1 Ekim 2009 Perşembe
FC Sheriff - Fernerbahçe
Aleksandar Stavrev'in yöneteceği maç, Sheriff stadında
Saat: 20.00'de Euro Futbol Kanalından canlı yayınlanacak.

''Takımımıza Başarılar Diliyoruz''

Monaco'da çekilen kurayla belirlenen UEFA Avrupa Ligi grublarında, ülkemizi temsil eden takımlarımızdan Fenerbahçemiz H Grubu'nda Romanya'nın S.Bükreş, Hollanda'nın Twente ve Moldova'nın Sheriff takımlarıyla eşleşmiş, gruptaki ilk maçını 17 Eylül Perşembe günü Hollanda'nın Twente takımıyla Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynayarak şansız bir şekilde öne geçtiği maçı 2-1 kaybederek üzmüştü. Bu akşam gruptaki 2. maçına çıkacak olan Fenerbahçemiz, Moldava'nın Sheriff takımıyla karşılaşacak.

Teknik direktörlüğünü Leonid Koutchouk'nin yaptığı Sheriff maçlarını 14 bin 300 kişilik Sheriff Stadyumu'nda oynuyor. Tarihinde 9 kez lig şampiyonluğu bulunan Moldova temsilcisi 6 kez de Moldova Kupası'nı müzesine götürdü. Geçtiğimiz sezon Moldova Ligi'ni şampiyon olarak tamamlayan Sheriff'in Avrupa kupalarında ise herhangi bir başarısı bulunmuyor. Grubumuzda oynadığı ilk maçında deplasmanda Steaua Bükreş ile 0-0 beraber kaldı.

Maldovaya giden takımımızın kadrosunda ise şu isimler yer alıyor. Volkan Demirel, Volkan Babacan, Mert Günok, Lugano, Bilica, Önder Turacı, Roberto Carlos, Vederson, Cristian Baroni, Emre, Selçuk, Ali Bilgin, Alex, Deivid, Kazım, Mehmet Topuz, Uğur Boral, Özer Hurmacı ve Semih. Guiza, Andre Santos ve Gökhan Gönül sakatlıkları nedeniyle takım karosunda yer almıyor.

Bilindiği üzere UEFA Avrupa Ligi'nde, grup aşamasındaki maçlar 4'erli 12 grupta yapılacak. Her takım, çift devreli lig usulüne göre birbiriyle içerde ve dışarıda karşılaşacak, böylece her takım gruplarda toplam 6 maç oynayacak. Gruplarında ilk 2 sırayı alacak 24 takım 2. tura yükselecek. Grup maçları 17 Eylül ile 16-17 Aralık 2009 tarihleri arasında yapılacak.

UEFA Avrupa Ligi'nde H Grubu'nda yer alan Fenerbahçe'mizin maç programı ve elde ettiği sonuçlar şöyle:
17 Eylül 2009 Perşembe
Fenerbahçe :1 – Twente:2
1 Ekim 2009 Perşembe
FC Sheriff – Fenerbahçe
saat:20.00
22 Ekim 2009 Perşembe
Steaua Bükreş – Fenerbahçe
saat:20.00
5 Kasım Perşembe
Fenerbahçe – Steaua Bükreş
saat:22.05
2 Aralık 2009
Twente – Fenerbahçe
saat:19.00
17 Aralık 2009
Fenerbahçe – FC Sheriff
saat:22.05

30 Eylül 2009 Çarşamba

Olmaz Olmaz Demeyin Oluyor!!!

Sahalarda ender gördüğümüz gollerden biri Arjantin Primera Ligi'nde atıldı. Arjantin Primera Ligi'nde haftanın maçında takımının iki golünü de atan Jonathan Cristaldo, ikinci gölü 25 metreden röveşata ile atarak görenleri şaşırttı.

Not: Arjantin Primera Ligi'nde maça haftaya lig ikincisi olarak çıkan Velez Sarsfield, Cristaldo'nun güzel oyunu ve muhteşem golleri ile lider Huracan'ı 2-0 yenerek böylelikle zirvenin yeni sahibi oldu.

Cristaldo'nun maçın 75. dakikasında ceza sahası dışından attığı röveşata golü gerçekten de ayakta alkışlanası bir gol. Adam bir önceki pozisyonda kalecinin önde kalmasını ve kaleye yetişemeyeceğini düşünerek direkt röveşata ile topu kaleye yolluyor. İlk golü de oldukça güzel Cristaldo'nun. Bizim Guiza da kaleci ile karşı karşıya gol atamıyor ve bize saç baş yolduruyor :) Guzia'ya bu golleri izletsek acaba oda böyle goller atarmı? :) Ya da Cristaldo ile takas mı yapsak? :) Gerçi Guiza'nın fiyatı Cristaldo'nun fiyatının 10katından daha fazla ama golleri görünce sanki fiyat tam tersi olması gerekiyor gibi:) Cristaldo üstelik birde 20 yaşındaymış.

Ne diyeyim... ''Darısı senelik 3-4milyon Euro alan Turkcell Süper Ligte oynayan futbolcuların başına...''

28 Eylül 2009 Pazartesi

Baboo Ne Yapıyorsun Sen Yaw?

Antalyasporlu oyuncu sanırım Hakan Özmert, Cristian'ın bacak arasından topa ilginç bir şekilde müdehale etmek istemiş. Maçta bu pozisyona Yunus Yıldırım ne verdi ve Hakan o topa dokundumu hatırlayamıyorum ama Yunus Yıldırım pozisyonu gayet yakından süzüyor. Resmi görünce nasıl bir topa müdehale etme biçimidir bu diye düşünmeden edemedim. Gerçi bu pozisyonda Cristian'ın ne düşündüğü daha önemli sanırım :) Bu maçta Antalyasporlu oyuncular topa müdehale etmek için ilginç hareketler yaptı. Kaleci Polat'ın Uğur'a müdehalesi, Orhan Akın'ın Kazım ile olan mücadelesinde topa giriş biçimi futbol sahalarında görülmesi biraz mümkün olmayan cinstendi. Sanırım Yunus Yıldırım, kararları verirken bu beklenmedik biçimde gerçekleşen hareketlere bir mana veremediğinden düdükleri yanlış çaldı ya da çalamadı :)

27 Eylül 2009 Pazar

Güreş Müsabakası mı Bu?

37 dakika geride kalmıştı ki bu dakikaya kadar Fenerbahçe'ye 4 Antalyaspor'a 7 faul düdüğü çalımıştı Yunus Yıldırım. Ha birde Fenerbahçeli 3 futbolcuya sarı kart gösterdi. Böyle 3 sarı kart daha ligte bugüne gösterilmemiştir diyecem, hakem eskileri tarafından hedef gösterilen Fenerbahçeli oyuculara şimdiye kadar gösterilen kartların çoğu bu Fenerbahçe düşmanı ezik hakem eskilerinin telkinleri sonrası verilmiştir düşüncesi bu maç sonrası daha da pekişti. Bu da artık apaçık ortadadır. Hem telkinde bulunanlar hem de bu telkinlere kulak verip dinleyenler bir gün elbette bu söylediklerinin ve yaptıklarının hesabını verirler buna inancımız sonsuz da, hadi biz iyi niyetli düşünelim ve hakemin saha içinde kontrolün ve oteritenin kendisi olduğunu göstermek amacı ile bu katları gösterdiğini varsayalım. Peki bu seferde sormazlar mı kontrolü ve oteriteyi elinde bulunduran Sayın Yunus Yıldırım'a, Antalyaspor kalecisinin Uğur Boral'la yaptığı güreşi nasıl görmezsin? Anlık bir olay değil ki bu göz kırptım göremedim diyebileceğin. Futbol oyun kurallarında böyle bir hareket için ne deniyor? Fenerbahçe'ye penaltı çalınması için rakip defans oyuncuları ne gibi bir hareket yapmalı daha. Pes doğrusu!!! Başka da birşey denemez zaten bu çalınan düdüklere...

Antalyaspor'u da 3 Puanla Geçtik...

Maça çıkan onbiri görünce anladık ki rotasyon motasyon nafile. Sayın Daum kafasında belirlediği onbiri oynatmaya devam ediyor. Özer 18 kişilik kadroyu bırakın Antalyaya giden kafilede bile yoktu. Maç bittiğinde ise maçta yapılan değişiklikleri düşündüğümüzde gördük ki Deivid ilk onbir için Daum'un kafasından tamamen silinmiş. Öte yandan oyuna giren Uğur ve Semih'te 40dakika oynadıkları maçta pekte verimli olamadılar. Kazım'ın yeteneği konusunda hiç kimsenin şüphesi yok. Maçtan önce ''Kazım oynarsa, artık bize gününde olması için dua etmek düşer:)'' demiştik. Dün akşam Kazım günündeydi. Muhtemelen geçen haftaki maçtan sonra saha içindeki ve taraftarlarla olan diyalogları konusunda dikkati çekildi. Daha disiplinli ve istekli oynadı. Karşısındaki Antalyaspor savunma oyuncularını her defasında rahatlıkla geçti. Alex'in pasını gole çevirerek takımı öne geçirdi.
Guiza yine ekran karşısında hepimizi çileden çıkaradı. Kaleci ile karşı karşıya kalan ama bir türlü gol atma becerisini gösteremeyen Guiza, Alex'in asistlerini de yedi. Alex'in asistlerini yerken de kaçırdığı goller nedeniyle maçın kopmasını engelledi.

Alex maçın adamıydı hiç süphesiz. Ne demiştik ceza sahası önü Alex'in en etkili olduğu alan. Antalyaspor maçında da attığı gollük paslarla galibiyetin en önemli ismi oldu. Gökhan'ın sakatlanması sonrasında Semih oyuna girdi ve M.Topuz Gökhan'ın mevkisine geçti. Bu dakikadan sonra orta sahaya çekilen Alex 2.gol pası dışında tüm etkinliğini de yitirdi.

Açıkçası 7 hafta sonunda alınan 7 galibiyet ilerleyen haftalar düşünüldüğünde önemli bir başarı. Ancak buna karşın, kaçırılan goller, direkten dönen toplar, Antalyaspor'un maçtaki tek gol pozisyonu sonunda bulduğu yediğimiz abuk sabuk gol ve maçın son dakikasında halı sahalarda görülmesi mümkün olabilecek gol ile maçın kazanılması, Fenebahçe düşmanlarının yine takım üzerinde spekülasyon yapması için ekmeğine yağ sürdü. Guzia girdiği iki net pozisyonu gole çevirse ya da direkten dönen 3toptan ikisi gol olsa maçın skoru farklı olacak ve takım hakkında atıp tutanlar biraz daha söylediklerine dikkat etmek zorunda kalacaklardı. Ama yakalanan pozisyonalar değerlendirilemedi bir de şansızlık sonucu toplar direkten dönünce maç zor kazanılan bir galibiyet olarak hatırlarımıza düştü.

25 Eylül 2009 Cuma

Özer de Şans Bekliyor

Fenerbahçe ile 4yıllık sözleşme imzaladıktan sonra ameliyet olan Özer Hurmacı, sakatlığının geçmesi ile 18 kişilik maç kadrosunda yer almaya başlamasının ardından, ilk onbirde şans bulmayı arzulayan kulübedeki isimlerden biri olmaya başladı. Birçok spor adamına göre oldukça yetenekli olan ve hatta Alex'e veliaht olabilecek kalitede olduğundan bahsedilen Özer Hurmacı bakalım ne zaman ilk onbirde kendine şans bulacak? Ya da şöyle diyelim; Daum ona ilk onbirde forma şansı bakalım ne zaman verecek? Rotasyonun gündemde olduğu bu dönemde belkide Antalyaspor maçı ile formaya kavuşabilir Özer hurmacı. Bekleyip göreceğiz.

Yüzü Gülmeyen Adam

Son haftalardaki kötü performansı nedeniyle R.Carlos yedek kulübesinin yolunu tutarken rotasyona alınan ilk futbolcu oldu. Öte yandan Carlos yaşı gereği olsa gerek, yedek kulübesinde olmayı kendine pek dert etmezken, Kulübenin bir diğer ismi Deivid, yabancı kontejanı ve Daum'un taktiri nedeniyle artık yüzü gülmeyen, kulübede hüzünlü potre çizen bir adam oldu.
Yedek kulübesinde oturanların maç esnasındaki neşesine ortak olmayan Deivid, kulübede oturmaktan hiçte memnun olmadığını belli ediyor bu şekilde.

Zico ve Aragones döneminin vazgeçilmezi olan Deivid, Daum'un gelişi ile yedek kulübesine demir attı. Takımın, özellikle de Kazım'ın ve Guiza'nın son haftadaki performansları düşünüldüğünde, Deivid'in artık ilk onbirde sahaya çıkması gerektiğini düşünüyorum. Hem sağ kanatta hem Guiza'nın oynadığı mevkide hem de Alex'in oynadığı mevkide rahatlıkla oynar. Üstelik Kazım ve Guiza'nın şu son haftalardaki durumları dikkate alınırsa Deivid onlardan daha kötü oynamayacağından dolayı takıma daha çok katkıda bulunur kanaatindeyim. Bununla birlikte sezon başı sözleşmesi 3sene daha uzatılan bir futbolcuya, takımda ondan daha kötü performans sergileyen oyuncular varken ve herkes tarafından rotasyon ihtiyacından bahsedilirken artık Daum'un ilk onbirde şans vermesi gerekiyor diye düşünüyorum. Aynı durum Semih ve Uğur için de geçerli olup bu isimlerin de ilk onbirde başlaması uygun olacaktır.


UEFA Avrupa Ligi, Turkcell Süper Lig, Türkiye Kupası mücadelesi verecek takımda, futbolcuların, sakatlanma yada cezalı duruma düşme gibi zorunlu haller beklenmeden bu durumların dışında ilk onbirde yapılacak değişiklikler ile forma şansı bulması gerekiyor. Bu tarz bir uygulama futbolcuların moral kondisyonunu yükseltecektir. Bunun da takıma olumlu yansıyacağı ortada iken, Sayın Daum'un artık bu rotasyonu gerçekleştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Antalyaspor maçı bu rotasyon için büyük şans. Zira bir Bursaspor, Manisaspor ya da Eskişehirspor gibi güçlü bir ekip olmayan Antalyaspor karşısında bu rotasyon yapılarak alınacak 3puan, futbolcular üzerinde olumlu etki yapacaktır. Böylece kulübede görmek istemediğimiz hüzünlü yüzlerden de kurtulmuş oluruz ve belkide göze hoş gelen futbolu izleme şansını da yakalarız.

24 Eylül 2009 Perşembe

Futbolcular Neden Bal Yapmayan Arılar Gibi?


Guiza, sezona iyi başlamasına rağman son haftalardaki görüntsü ile geçen seneki halini bile anımsatır oldu. Ancak eleştiri almasının nedeni gol atamaması değil, top alış-verişinde topun şiddetini ayarlayamaması ya da kendisine gelen topları ancak 3metre ötede kontrol edebilmesi ve topu tutarak arkadaşlarının kendisine yaklaşmasını sağlayamıyor olmasıdır. Bu hareketleri de pozisyonların heba olmasına sebep oluyor. Semih ise top alış-verişi top istopunu yapışı ve topu saklayarak arkadaşlarının gelmesini sağlaması ile Guiza'dan daha iyi olmasına karşın, Daum'un onu maçın son dakikalarına kadar tercih etmemesi bu noktada takımın sıkıntı yaşamasına ve Guiza'nın tepki toplamasına sebep oluyor. Ancak şu da bir gerçek ki Guiza tek forvet oynamanın ceremesinide çekiyor. Öte yandan Kazım, Alex, Santos ve bu üçlüye destek veren Emre(ya da M.Topuz), Guzia ile ne kadar iyi top alış-verişinde bulunursa gol pozisyonuna girmemiz o kadar kolay olacaktır. Şu halde buradaki sıkıntı nedir? Guiza cephesinde durumu özetledikten sonra, önce sağ kanatta yer alan Kazım ile başlayalım.

Kazım, herhesin de kabul ettiği gibi saha içi disiplini düşük, savruk bir oyuncu olmakla birlikte, hızı, fiziği ve yumuşak bilek hareketleri ile her zaman bir takım için önemli bir silah. Şu halde Kazım'ın maçlarda hangi özelliklerinin öne çıkacağı takımın başarısı için önem arz ediyor. Bir maçta bakıyorsunun kademeye giriyor, bire birde rakibini kolay geçip, tek pas yapıp güzel ortalar çıkarıyor ve arkasında oynayan Gökhan'a yardımıcı oluyor, Gökhanın hücüma katıldığı anda onun yerine geçererek savunma zafiyeti oluşmasını engelliyor. Sol kanattan gelen akınlarda ceza sahasına girerek hücum gücünü arttırıyor. Diğer taraftan başka bir maçta teke tek yakaladığı savunma oyuncusunu geçebileceği halde üzerine gitmeyip, savunma oyuncularının sayısı 2 ya da 3 olduğunda çalım atmaya çalışıyor ya da kötü bir orta yaparak topu kaybediyor. Kimi zaman orta yapması gerektiğinde bunu yapmayıp, topla fazla oynuyor topu kaptırıyor, bu da pas bekleyen Alex, Guzia ve Ters kademeden içeri girmesi gereken Santos'u oyundan düşürüyor. Bu şekilde oynayınca da stadtaki ve ekranları karşısındaki Fenerbahçe taraftarını çileden çıkarıyor ve tepki topluyor.

Hemen Guiza'nın arkasında oynayan Kaptan Alex. Hiç kimse Alex'in verdiği paslardan, attığı ara toplarından ya da oyun zekasından ya da Guiza'nın boşaltığı yere giderek gol pozisyonuna girmesinden olumsuz yönde bahsedemez. Ne var ki Alex'te herşeyi zamanında doğru olarak yapmıyor. Alex oyun tarzı ile ceza sahasının önünde etkili, o bölgede hareketli olarak rakip takımı zor duruma sokan bir oyuncu. Ancak Alex bu bölgeden ayrıldığı takdirde etkisini kaybediyor. Malesef Alex bu aralar top almak veya markajdan kaçmak için çok fazla geri geliyor. Alex geri geldikçe takım o bölgede etkisini kaybediyor. Guzia yanlızları ve acıların çocuğunu oynamak zorunda kalıyor. Alex'in maçta orta sahaya gelerek Cristian ya da Emre ile 2metrede top alış-verişinde bulunması kadar gereksiz bir hareket olmuyor maçta. O bölgeye gelip top alma yerine o bölgede oynayan oyuncuların kendi bölgesinde Alex'i buluşturması ve Alex'in bu bölgede iken top istemesi gerekiyor. Takıma faydalı olmak için bütün eforunu Alex bu bölgede kullanmalı.
Andre Santos, bu seneki yeni transferimizin attığı gollere, ayaklarına ve topa olan hakimiyetine, topu vücudunu kullanarak saklamasına diyecek bir sözümüz yok. Ancak Andre öncelikle asli görevi olan sol açıkta oynamalı bu bölgeden gelecek kanat organizasyonlarını gerçekleştirmeli topu, golü atacak kişilere taşımalı ilk aşamada. Ancak Santos çoğu zaman topu alınca içeri katedip gol atmayı hedefleyince, kanattan uzaklaşarak Alex'in bulunduğu alana kayıyor. Buda o bölgede gereksiz bir kargaşaya sebep oluyor. Belediyespor maçında birkeresinde nerdeyse Alex ile çarpısıyordu. Halbuki Santos'un, Kazım'ın ya da Gökhan'ın sağ kanattan gelişinde yapacakları ortalardaa sol açıktan ceza sahası içine girerek hücuma katkıda bulunması gerekiyor. Kademesini sürekli boşlatıp ceza sahasına yöneldikçe arkasında oynayan Vedersonu(Carlos) rakip ataklarda yanlız bırakarak zahaf oluşmasına sebep oluyor. Santos ve Kazımın bu açıklarını kapatmak için ise Emre(Topuz) ve Cristian ise daha fazla savunma ağırlıklı oynamak ve o bölgede daha fazla mücadele etmek zorunda kalıyor. Böyle olunca topu ileri taşımak güçleşiyor, Alex topu almak için geri gelmek zorunda kalıyor ve kısır bir döngü oluşuyor. Bunu kırmak Fenerbahçeli oyuncuların ve Daum'un elinde.Bunu başaracak yetenek ve gücüde sahipler. Ama teşhisi önce doğru koymak gerekiyor. Futbolcular 6da 6 yapmış olmanın verdiği biraz stresle olsa gerek asli görevlerini yapmadan başka şeylere soyunuyorlar bu da oyunu kişiselleştiriyor. Tabii şuda unutulmamalı ki bu takımda Santos ve Cristian yeni olmakla birlikte Kazım, Emre ise bu dönem ilk onbirde yer alıyor. Dolayısıyla orta alandaki bu dörtlü ve önlerindeki Guiza ve Alex'in bu dörtlü ile ilk kez bu sene bir arada oynuyor. Hazırlık maçlarındaki ve ligin ilk maçlarındaki rakiplerin zayıf olmaları futbolcular arasındaki uyum sorununu göstermiyordu. Ancak maçların zorluk derecesi artıkça takım oyununun ön plana çıkması gerektiği durumlarda bu uyum yada uyumsuzluk bir problem olarak ortaya çıkıyor. Bunun içinse biraz zamana ihtiyaç var.

İlk haftalardaki eleştirilere rağmen ilerleyen haftalarda maçların zorluk kalitesi arttıkça, Bilica'nın defanstan topu oyuna sokuşu iyice önem kazanıyor. Seyirci ve taraftar gözünde bu da Bilica'nın performasını arttırıyor. Geçen seneki Fenerbahçe'ye oranla bu sene Fenerbahçe'nin kazandığı en önemli artıda bu. Santos ve Kazım, Emre(M.Topuz) ve Cristian'ın işini ne kadar zorlaştırıyorsa Bilica da o kadar kolaylaştırıyor. Burada tabii Lugano'nun performansı ne kadar iyi olursa Bilica'nın hücum gücüne vereceği katkıda o kadar fazla olacaktır. Şu aralar Lugano'nun performansı pek iyi olmadığından Bilica Lugano'nun açıklarını kapamak ve zor durumda kalan Vederson'a savunma bölgesinde yardımcı olmak adına gerekenden fazla güç harcıyor. Bu durumda Bilica'nın yıpranmasına ve hata yapmasına sebep oluyor.
Belediyespor maçında Emre'nin yokluğunda onun yerinde oynayarak o bölgedeki görevleri üstlendi Topuz. İlk yarı sonunda en çok koşan futbolcu istatistiklere göre Topuz olmuş. Zaten o bölge de Kazım ve Santos'un savruk savunma anlayışı nedeniyle malesef bunu gerektiriyor. Öte yandan Topuz bu kadar koşmasına ve performans göstermesine karşın ilk yarıda topla çok az bulaşabildi neredeyse hiç buluşmadı diyebiliriz bu harcanan performans düşünüldüğünde. Topla buluştuğu anlardan biri de ceza sahasına yakın bölgede kazandığımız ve Vedersonun golü ile maçı kazanmamızı sağlayan frikik pozisyonu idi. Topuz'un topla daha fazla buluşması takımın hücum gücünü arttıracaktır. Emre oynadığında diğer oyuncuların onla uyumu fazla olduğundan Emre daha fazla hücuma katkıda bulunuyordu. Ancak Topuzla yeterince bu uyum sağlanamadığı için Topuz takımın en çok koşan elemanı olmasına karşın o kadar etkili olamadı. Buda takımın direkt performasına etki yapıyor. Cristian ise kalan 6 hafta sonunda anlaşıldığı üzere daha fazla defansif karakterde oynuyor ve hücuma katılma konususunda insiyatif almayınca da bu iş yanında oynayan diğer isme kalıyor. Eğer Cristian savunma konusunda ve rakipten çaldığı topları kullanma konusunda gününde değilse buda Fenerbahçe için tehlike çanlarının çalmasına sebep oluyor ve yanında oynayan kişinin de direkt oyununu bozuyor.
İ.B.Belediyespor maçında, maçın tek golünü atan Vederson, maçın kazanılması ve 3puanın alınmasındaki en önemli isim oluyor. Peki Vederson maçta gol dışındaki pozisyon haricinde ne yaptı. Maçı izleyenler hatılayacaklardır ki golü atmasa takımda Guiza, Kazım ile birlikte en çok ıslıklanacak oyuncu olacaktı. Vederson'un eski gücünden uzak olmasının yanında, maçta hatalarının ön plana çıkmasına sebebi, sadece sol kanattan yaptığı ortaların birinin bile ceza sahası içine düşmemesi ya da Fenerbahhçeli oyunculara gitmemesi değil, Santos'un önünde asli görevlerini yapmayıp, başka işlere soyuyor oluşu ve Vedersonun bu açıkları kapamak için ekstra güç harcamak zorunda kalıyor oluşudur. Benzer durum Gökhan Gönül içinde geçerli. Kazım'ın savruk oyunu nedeniyle zor durumlarda kalan Gökhan Gönül'ün son maçlardaki performans düşüsü ve asabiyeti de Kazım'ın açıklarını kapamak için harcadığı ekstra güç ve bunun getirdiği yıpranmadır. Bu ekstra gücü bu oyuncular takımın hücum gücünü arttırmak yerine açık kapamak için uğraşıyorlar.

Peki hal böyle iken ne yapılmalı. Kısa vadede Kazım'ın savruk oyunu ya da Santos'un sürekli içeri katetme dürtüsü giderilemeyeceği için yada Guiza'nın top istopetme, topu saklama ve top şiddetini ayarlama kabiliyeti bir günde düzelmeyeceğine, Vederson'un ortaları yerini bulmayacağına göre;

1.Sol kanatta Santos, defansa çekilerek önünde Uğur(Özer denenebilir) konulabilir. Böylece Santos Brezilya da oynadığı asıl mevkiye ve asıl görevine döner. Belki Uğur'un kanat organizasyonlarındaki beceriksizliği Santos'un yeteneği ile birleşirse daha etkili olma şansı elde edebiliriz. Ayrıca defansa, defanstan topu çıkaracak Bilica ve Gökhan Gönül'ün yanı 3. bir ismi ekleyerek ortada bulunan Emre(Topuz) ve Cristianın yükü hafifletilir ve bu oyuncuların hucüma yönelmesi sağlanır. Bu şekilde Alex'in geri gelmesi engellenerek etkin olduğu alanda kalması sağlanır ve takımın hucüm gücü artar.

2. Sağ Kanatta Kazım ilk tercih olmaktan çıkartılarak, Kazım'ın yerinde Topuz'a ya da Topuz Emre'nin yerinde oynadığında ise Devid'e şans verilmeli. Bu şekilde Gökhan Gönül'ün daha etkin olması sağlanır. Ancak Deivid oynadığında Guiza yabancı kısıtlaması nedeniyle yedeğe çekilmek zorunda kalacak, yerine Semih koyulacak haliyle. Semih'in şu an için kadroda ilk onbirde yer alması daha iyi olacaktır. Emre oynadığında Topuz, Sağ kanatta düşünülebilir. Bu durumda Guiza ilk onbirde sahaya çıkabilir. Benim tercihim bu olmaz ama bir alternatif olarak düşünülebilir.

3. Alex yerine Deivid ile başlanabilir. Alex ilerleyen dakikalarda savunma oyuncuları yorulmaya başladığında girebilir. Maça Deivid ile başlamak önde onun presinden faydalanmak zor maçlarda rakibin defanstan kolay top çıkarmasını engeller. Skor avantajı elde edildiğinde topu daha iyi kullanan ve daha iyi saklayan Alex oyuna alınarak hücum gücü arttırılabilir. Böylece maçın kolay koparılması sağlanabilir.

Takımın böyle bir rotasyon ve onbirle mücadele gücünün artacağını düşünüyorum. Nacizane bir fikir tabi bu benimki.

*Volkan

*G. Gönül *Lugano *Bilica *Santos

*M.Topuz *Cristian *Emre *Uğur(Özer H.)

*Deivid(Alex)

*Semih

Antalya maçında Emre oynayamacağı için yerine Selçuk monte edilebilir ya da Deivid sağda M.Topuz, Emre'nin yerinde ve Alex ilk onbirde başlar ki bu daha mantıklı bir yaklaşım olur. Kazım oynarsa, artık bize gününde olması için dua etmek düşer:)

Dolayısıyla Antalya karşısında şu onbirle oynarsak, daha etkili bir Fenerbahçe izleme şansı buluruz.

*Volkan
*G. Gönül *Lugano *Bilica *Santos
*Deivid *Cristian *M.Topuz *Uğur(Özer H.)
*Alex
*Semih

23 Eylül 2009 Çarşamba

Eleştirilerin Asıl Sebebi Ne?

Bir maçı daha alarak 3puanı hanemize yazmış olmak, kim ne derse desin 6'da 6 yapmış olmak, sonraki haftalarda, bu geride kalan 6 hafta için iyi oynadık ama puan alamamıştık ondan lig şampiyonluğunu kaçırdık demekten iyidir. Geçen senenin ilk 6 haftası aldığımız sonuçlar hatırlandığında, bu alınan puanlar, herkesi tatmin eden bir futbol oynayarak alınmamış olsada ileriki haftalarda şampiyonluk yarışı için önem arz etmektedir. Takım, İ.B.Belediyespor karşısında koşmadı diyemeyez. Yakalanan pozisyonlar değerlendirilemeyince ya da gösterilen çaba golle sonuçlanmayınca takımın oyunundan memnun kalınmıyor. Öte yandan mücadele ettiğimiz ve geçen seneki takımlara oranla daha güçlü olan Diyarbakırspor, Manisaspor, Bursaspor gibi takımların ligteki konumları ve güçleride ortada iken, yapılan eleştiriler biraz ağır kaçıyor. Geçen sene ligte mücadele eden takımların kalitesi düşük oyunları hatırlandığında, o sene ligi ilk 3 sırada bitiren takımlarında bu seneki ligte durumları ortada iken, bugün geldiğimiz bu noktada, üstelik Aragones'in takımı nasıl bıraktığı hatırlandığında, o noktadan bu güne bu sonuçlerı elde etmek başarı değilse eğer, daha iyisini kim yapabilirdi diye sormak gerekiyor?

İ.B.Belediyespor'un geçen hafta Trabzonspor'dan 6 gol yemesi bu takımın kötü bir takım olduğu anlamına gelmemektedir, gelemez de. Hele Kasımpaşa gibi bir takımla kıyaslanması ise ancak futboldan başka çıkarımlar sağlamak için yapılan abes yorumlardan öteye geçemez. Buradaki tek amaç sadece rakip görülen Fenerbahçe'nin taraftar önünde imajını zedeleme ve taraftarı takıma karşı kışkırtma çabasıdır. Fenerbahçe'nin başarı kazanmasını istemeyen kişilerin bu tip yorumlarına karşı Fenerbahçeliler uyanık olmalı ve bu yorumların amacına ulaşmasına yardımcı olmamalıdır. Hatırlanması gereken bir diğer şey ise İ.B.Belediyespor'un Trabzonspor maçına kadar mağlubiyetinin olmadığı ve 4haftada 6puan toplayarak ligte 7. sırada yer alıyor olduğudur. Hal böyle iken ligte sıfır çekmiş ve sadece 3gol (biri Galatasaray'a) atabilmiş Kasımpaşa ile İ.B. Belediye karşılaştırılarak bu maç üzerinden Fenerbahçe'nin değerlendirilmesindeki amaç ne olabilir?

Fenerbahçe taraftarının ve yazarlarının, Fenerbahçe'nin bugün oynadığı oyunu eleştirmesinin sebebi ise Fenerbahçe'ye rakip gördükleri Galatasaray ile karşılaştırıyor olmalarıdır. Galatasaray'ın da aynı başarıyı göstermiş olması, Fenerbahçe'ye oranla daha fazla gol atması, bu nedenlede daha iyi oynuyormuş gibi gözüküyor olması ve basının da bu yanda yayın yapıyor olması dolayısıyla eleştiri oklarının Fenerbahçe'ye yöneltmesine sebep oluyor. Eğer Galatasaray Fenerbahçe gibi 6'da 6 yapmış olmasaydı bugun hiç kimse Fenerbahçe'nin oynadığı futbolu konuşmuyor sadece elde edilen galibiyetler ve kazanılan başarıdan bahsediliyordu. Ya da bu galibiyetler geçen seneki ligte kazanılmış olsaydı şimdi Fenerbahçe hakkında bugün Galatasaray için söylenenler dile getiriliyor olacaktı. Öte yandan Galatasaray'a verilen payeler Fenerbahçeye verilmeyerekte haksızlık yapılmaktadır. Galatasaray'ın ligte oynadığı takımlar ve bu takımların ligteki konumları ve ayrıca Galatasaray'ın yediği goller düşünüldüğünde, Fenerbahçe'den iyi olduğunu söylemek sadece yanılgıdan başka birşey değildir. Ayrıca Galatasaray da alacağı ilk kötü sonuç sonrasında, aynı Fenerbahçe'ye bugün yöneltilen ağır eleştirilere mahruz kalacaktır. O zaman Kasımpaşadan yenilen gol, verilen gol pozisyonları ya da Beşiktaş'a karşı kazanılan galibiyette aslında Beşiktaş'ın üstün olduğu gündeme getirilecek, Ligten düşürülen Ankaraspor'dan maçın zor kopararılabildiği hatırlatılarak Galatasaray'a karşı eleştirler yoğunlaşacaktır.

Şu da bir gerçek ki hem Fenerbahçe hem de Galatasaray kadro ve oyun olarak şuan bu lig için iki gömlek büyük. Fenerbahçe ve Galatasaray, şampiyonluk yolunda birbirlerine karşı olan mücadelelerini sürdürürken, iki takım da, ligten kopmamalarını isteyen odaklar tarafından mutlak eleştirilere hedef olacaktır. Zira milyon dolarların döndüğü bu piyasada, bu iki takımın şampiyonluk yolunda yanlız kalmaları pek te istenilen bir şey olmasa gerek. Hem Fenerbahçe hem de Galatasaray ligte beklenmedik puan kayıplarına uğrayabilirler, uğratılabilirler!!!

20 Eylül 2009 Pazar

Sıra Mustafa Denizli'ye mi Geldi?

Sahasında Kayserispor'a mağlup olan Beşiktaş'ta tribünler yönetimi ve Denizli'yi istifaya çağırdı. Süper kupa maçında alınan mağlubiyetin ardından, ligte 6. hafta geride kalırken 1 galibiyet 3 beraberlik ve 2 mağlubiyet alan siyah beyazlılarda gidişat iyice karanlık bir hava aldı. Sayın Denizli maçtan sonra yaptığı basın toplantısında yönetime istifasını vereceğini söyledi. Şimdi top Beşiktaş yönetiminde. İstifası eğer kabul edilirse Turkcell Süper Ligte görevinden ayrılan 3. teknik adam olacak. Yönetim taraftarın çağrısına uyup Denizliyi görevden alarak kendini kurtarma yoluna gidecek mi yoksa Denizli'ye sahip çıkıp yola devam mı edecekler? Denizli'nin istifası ile Yönetim de istifasını verecek mi? Zaman herşeyi gösterecek...

Beşiktaş ile ilgili defalarca dile getirdiğimiz şu konu iyice kavranmalı. Bugün belki Beşiktaş'ın içine düştüğü bu hataya diğer büyük takımlarımızda zaman zaman düşüyor. Kalitesi düşük geçen bir ligte, ligin o seneki düşük potansiyeli göz ardı edilerek, kazanılan başarılara aldanılarak kurulan takımın sonraki sene başarılı olması mümkün değildir. Geçen sene Fenerbahçe ve Galatasaray'ın ligten erken kopmaları lig kalitesini düşürmüş, kaliteli futbol oynayabilen bir takımın olmadığı ligte Beşiktaş şampiyonluğa ve kupaya ulaşmıştı. Ancak hatırlanırsa geçen sene Beşiktaş'ın, Denizli takım başına getirilmeden önce şampiyonluk şansının olmadığı düşünülüyordu. Gerçekte kötülerin iyisi olarak kazandıkları şampiyonluk ve Türkiye kupası Beşiktaş yönetiminin ve Denizlinin gerçekleri göremesini engelledi. Bugün gelinen noktada ise Beşiktaş'ın ne Galatasaray ne Fenerbahçe ne de ligte Kayserispor, Manisaspor vb. takımlar ile mücadele edebilecek bir kadro yapısına sahip olmadığı görünüyor. Bu seneki lig, geçen seneki lig değil, geçen seneki takımlar bu sene daha kaliteli ekipler kurmuş ve oyun mantalitesini de değiştirmiş, kalitelerini ve potansiyellerini arttırmışlardır. Hal böyle iken yapılan transferlerin bu lige cevap verecek şekilde olması gerekiyordu. Fenerbahçe ile yapılan süper kupa maçının ardından, Beşiktaş'taki asıl sorunun, maça özel yapılan hatalardan ziyade kadro kalitesinin düşük olması olduğunu açıkça dile getirmiştik. Sonrasında bunun farkına varan Beşiktaş yönetimi de nitekim Tabata ve İbrahim Kaş transferleri ile bu açığı kapatmaya çalıştı. Beşiktaş yönetimi bu sene treni kaçırmıştır. Şampiyonlar liginde mücadele edeceği bilinen bir takımda yapılan hataların sadece nedeni Denizli olamaz, bunda yönetiminde payı büyük.

Kişisel fikrim, Sayın Demirören kendi koltuğu için Denizli'nin görevine son verecektir. Ertuğrul Sağlam'ın da başına geçen sene aynı haftada bu gelmemişmiydi. Tarih tekerrür edecek gibi görünüyor.